Deyimler
01 / 95
01 Kayseri Deyimleri

Abbas’tan başka kırk kırığı var

Sözlü Kültür
ANLAMI: Görünürde bilinen tek bir kişinin (Abbas) haricinde; arkada ilişkide olduğu, temas kurduğu veya düşüp kalktığı pek çok…

ANLAMI:

Görünürde bilinen tek bir kişinin (Abbas) haricinde; arkada ilişkide olduğu, temas kurduğu veya düşüp kalktığı pek çok tanıdığı, çevresi ve bağlantısı olan kişiler için kullanılır.

Deyim
kaydır
Deyimler
02 / 95
02 Kayseri Deyimleri

Abdulla’nın hayadında gezmek

Sözlü Kültür
Anlamı: İşsiz güçsüz, amaçsızca ve boş boş ortalıkta dolanmak; bir işle uğraşmak yerine zamanı boş yere harcayıp gezip durmak…

Anlamı: İşsiz güçsüz, amaçsızca ve boş boş ortalıkta dolanmak; bir işle uğraşmak yerine zamanı boş yere harcayıp gezip durmak anlamında kullanılır.

Deyim
Deyimler
03 / 95
03 Kayseri Deyimleri

Ağır otur batman götür

Sözlü Kültür
Kişinin nerede nasıl davranacağını bilmesini, derli toplu, ağırbaşlı ve saygın bir duruş sergilemesini öğütler. Ağırbaşlı ve…

Kişinin nerede nasıl davranacağını bilmesini, derli toplu, ağırbaşlı ve saygın bir duruş sergilemesini öğütler. Ağırbaşlı ve mecliste edebiyle oturan kimsenin toplumda itibar görüp değer kazanacağını, ciddiyetsiz ve havalı hareket edenlerin ise saygınlığını yitireceğini ifade eder. (Batman: Eski bir ağırlık ölçü birimidir.)

Deyim
Deyimler
04 / 95
04 Kayseri Deyimleri

Ağızlıklı

Sözlü Kültür
Kayseri yöre ağzında; tam evlilik çağına gelmiş, ergenliğini tamamlamış gençleri ifade etmek için kullanılır. (Ayrıca halk…

Kayseri yöre ağzında; tam evlilik çağına gelmiş, ergenliğini tamamlamış gençleri ifade etmek için kullanılır. (Ayrıca halk arasında sözünü sakınmayan, lafını esirgemeyen kişiler için de kullanılır.)

Deyim
Deyimler
05 / 95
05 Kayseri Deyimleri

Ağzı cıvık

Sözlü Kültür
Ciddi olmayan, sözünün nerede nereye varacağını hesaplamadan konuşan, geveze, sır tutamayan veya her şeyi ciddiyetsiz bir üslupla…

Ciddi olmayan, sözünün nerede nereye varacağını hesaplamadan konuşan, geveze, sır tutamayan veya her şeyi ciddiyetsiz bir üslupla sulandıran kimseler için kullanılır.

Deyim
Deyimler
06 / 95
06 Kayseri Deyimleri

Ağzını mezelemek

Sözlü Kültür
Bir kimsenin söylediği sözü, adını veya duruşunu alay konusu etmek; birini diline dolayarak gevezelik malzemesi yapmak veya…

Bir kimsenin söylediği sözü, adını veya duruşunu alay konusu etmek; birini diline dolayarak gevezelik malzemesi yapmak veya küçümseyici bir edayla sürekli ondan bahsetmek anlamında kullanılır.

Deyim
Deyimler
07 / 95
07 Kayseri Deyimleri

Aklında keser kaçığı olmak

Sözlü Kültür
Düşüncelerinde veya davranışlarında tutarsızlık bulunan, aklı başında tam davranmayan, biraz dengesiz, çatlak veya delice…

Düşüncelerinde veya davranışlarında tutarsızlık bulunan, aklı başında tam davranmayan, biraz dengesiz, çatlak veya delice hareketleri olan kimseler için kullanılır. (Ağaç keserken hiza kaçıran keser gibi, zihninin veya mantığının tam çizgisinde gitmediğini ifade eden mecazi bir Kayseri tabiridir.)

Deyim
Deyimler
08 / 95
08 Kayseri Deyimleri

Alağazlık etmek

Sözlü Kültür

Boşboğazlık etmek; lafın nereye gideceğini düşünmeden, patavatsızca ve yersizce konuşup durmak.

Deyim
Deyimler
09 / 95
09 Kayseri Deyimleri

Ali’ye edik, Veli’ye düdük etmek

Sözlü Kültür
ANLAMI: Eldeki imkanları, malı veya kaynakları değerini bilmeden sağa sola rastgele dağıtmak, hefret etmek. İnsanlar…

ANLAMI:

  1. Eldeki imkanları, malı veya kaynakları değerini bilmeden sağa sola rastgele dağıtmak, hefret etmek.
  2. İnsanlar arasında adaletsizlik yapmak; birine değerli imkanlar sunarken diğerini geçiştirici, önemsiz şeylerle avutmak.
Deyim
Deyimler
10 / 95
10 Kayseri Deyimleri

Alı feri yok

Sözlü Kültür
ANLAMI: Yüzünde renk, can veya takat kalmamış; yorgunluk, hastalık yahut üzüntüden beti bereketi atmış hâlde olan. Tutumu…

ANLAMI:

  1. Yüzünde renk, can veya takat kalmamış; yorgunluk, hastalık yahut üzüntüden beti bereketi atmış hâlde olan.
  2. Tutumu, kararları veya ne yapacağı hiç belli olmayan; dengesiz ve kestirilemez hareket eden (kimse).
Deyim
Deyimler
11 / 95
11 Kayseri Deyimleri

Alı yeşili üstüne dökülmek

Sözlü Kültür

En verimli, en güzel gençlik çağında veya muradına eremeden genç yaşta hayata veda etmek, ölmek.

Deyim
Deyimler
12 / 95
12 Kayseri Deyimleri

Altı saksı kırığı çıktı

Sözlü Kültür
İlk başta sağlam, güvenilir veya düzgün sanılan bir işin, durumun ya da kişinin arkasından beklenmedik pürüzlerin, kusurların ve…

İlk başta sağlam, güvenilir veya düzgün sanılan bir işin, durumun ya da kişinin arkasından beklenmedik pürüzlerin, kusurların ve çürük tarafların çıkması. Göründüğü gibi temelli ve temiz olmadığını, altından bozuk veya değersiz şeylerin belirdiğini ifade etmek için kullanılır.

Deyim
Deyimler
13 / 95
13 Kayseri Deyimleri

Altını üç cevize indirdi

Sözlü Kültür
1.Büyük bir emeği, değeri veya ortaya konan nitelikli bir işi sonradan yapılan bir hatayla değersiz kılması, kıymetini…

1.Büyük bir emeği, değeri veya ortaya konan nitelikli bir işi sonradan yapılan bir hatayla değersiz kılması, kıymetini düşürmesi.

2.Eldeki büyük serveti, varlığı veya imkanları düşüncesizce harcayıp eritmek; bolluk içindeki bir durumu sıfırlayarak önemsiz bir seviyeye düşürmek.

Deyim
Deyimler
14 / 95
14 Kayseri Deyimleri

Anişik donu düşük

Sözlü Kültür
ANLAMI: Üstü başı derbeder, giyimine kuşamına özen göstermeyen, döküntü ve hırpani kılıklı kimseller için…

ANLAMI:

  1. Üstü başı derbeder, giyimine kuşamına özen göstermeyen, döküntü ve hırpani kılıklı kimseller için kullanılır.
  2. (Mecazi olarak) Kendini toparlayamayan, düzensiz, ciddiyetsiz veya girdiği ortamlarda dağınık hareketleriyle dikkat çeken kişiler için söylenir.
Deyim
Deyimler
15 / 95
15 Kayseri Deyimleri

Aştan çıkmaz kel çömçe

Sözlü Kültür
ANLAMI: Her işe burnunu sokan, üzerine vazife olmayan her konuya atlayan, kendisini sürekli öne süren gürültücü ve patavatsız…

ANLAMI:

  1. Her işe burnunu sokan, üzerine vazife olmayan her konuya atlayan, kendisini sürekli öne süren gürültücü ve patavatsız kişiler için kullanılır.
  2. Her ortamda biten, her muhabbetin veya olayın içinden çıkan yüzsüz, arsız ve rahatsız edici tipleri tarif etmek amacıyla söylenir. (Sofradaki her çorba/aş kabının içinden eksik olmayan tahta kepçeye [çömçe] benzetilerek mecaz yapılmıştır.)
Deyim
Deyimler
16 / 95
16 Kayseri Deyimleri

Avrat asiye

Sözlü Kültür
ANLAMI: Kadınların toplandığı ortamlara, muhabbetlere veya dedikodulara meraklı; sürekli kadın meclislerinde biten ve oradaki…

ANLAMI:

  1. Kadınların toplandığı ortamlara, muhabbetlere veya dedikodulara meraklı; sürekli kadın meclislerinde biten ve oradaki lafları taşıyan/karıştıran erkekler için aşağılayıcı ve alaycı bir sitem ifadesi olarak kullanılır.
  2. İşine gücüne bakmak yerine her dedikodunun, her ev içi meselesinin veya laf kalabalığının ortasında bitemeyen, erkeğe yakışmayacak şekilde laf taşıyıcılık yapan patavatsız tipleri tarif etmek için söylenir.
Deyim
Deyimler
17 / 95
17 Kayseri Deyimleri

Az zamanın haccabbası değel

Sözlü Kültür
(Eski / Deneyimli) Çok uzun zamandır bu işin içinde olan, yılların tecrübesine sahip, feleğin çemberinden geçmiş, öyle kolay…

(Eski / Deneyimli) Çok uzun zamandır bu işin içinde olan, yılların tecrübesine sahip, feleğin çemberinden geçmiş, öyle kolay kolay aldatılamayacak veya toy görülmeyecek görmüş geçirmiş kimseler için kullanılır.

Deyim
Deyimler
18 / 95
18 Kayseri Deyimleri

Azatlama sıpa gibi

Sözlü Kültür
ANLAMI: Başıboş, hiçbir kural tanımadan, terbiyesizce ve hoyratça hareket eden; büyüğünü küçüğünü bilmeden etrafta koşturup…

ANLAMI:

  1. Başıboş, hiçbir kural tanımadan, terbiyesizce ve hoyratça hareket eden; büyüğünü küçüğünü bilmeden etrafta koşturup duran kimseler (özellikle afacan/söz dinlemez çocuklar veya gençler) için kullanılır.
  2. Üzerindeki sorumluluklardan veya denetimden kurtulunca ne yapacağını bilemeyip etrafa zarar verecek şekilde rastgele ve kontrolsüzce davranan tipleri tarif etmek amacıyla söylenir. (Salıverilmiş, serbest bırakılmış [azat edilmiş] eşek yavrusunun kontrolsüz ve delişmen hareketlerine benzetilerek yapılmış mecazi bir terimdir.)
Deyim
Deyimler
19 / 95
19 Kayseri Deyimleri

Başı feniklemek

Sözlü Kültür
ANLAMI: Sıcak, yorgunluk, açlık veya ansızın gelen bir rahatsızlık sebebiyle başı dönmek, gözü kararmak, fenalık…

ANLAMI:

  1. Sıcak, yorgunluk, açlık veya ansızın gelen bir rahatsızlık sebebiyle başı dönmek, gözü kararmak, fenalık geçirmek.
  2. Yoğun dert, sıkıntı veya kafa karmaşasından ne yapacağını bilemeyip serseme dönmek, bunalmak.
  3. Başı dara düşmek; çaresizlik veya panik içinde ne tarafa koşacağını bilemeden çırpınmak.
Deyim
Deyimler
20 / 95
20 Kayseri Deyimleri

Başına cuğlaşmak

Sözlü Kültür
ANLAMI: Bir kişinin etrafını üşüşerek, arı veya sinek oğulu gibi topluca sarmak; bir talep, meram veya çıkar uğruna tepesine…

ANLAMI:

  1. Bir kişinin etrafını üşüşerek, arı veya sinek oğulu gibi topluca sarmak; bir talep, meram veya çıkar uğruna tepesine üşüşüp rahat vermemek.
  2. Kalabalık bir şekilde bir insanın veya bir şeyin üzerine çullanmak; curcuna ve gürültü patırtı çıkararak etrafını kuşatmak. (Kayseri ve yöre ağzındaki “cuğlaşmak”, sinek, arı gibi mahlukatın bir yere topluca üşüşmesi veya kalabalığın gürültüyle bir araya birikmesi fiilinden türetilmiştir.)
Deyim
Deyimler
21 / 95
21 Kayseri'nin Deyimleri

Başında debirana dövmek

Sözlü Kültür
ANLAMI: Birinin tepesinde durmadan söylenmek, dırdır etmek; bitmek tükenmek bilmeyen şikayet ve darlamalarla bir insanın…

ANLAMI:

  1. Birinin tepesinde durmadan söylenmek, dırdır etmek; bitmek tükenmek bilmeyen şikayet ve darlamalarla bir insanın kafasını şişirip huzurunu kaçırmak.
  2. Bir kişinin başında sürekli gürültü patırtı çıkarmak, kıyameti koparmak veya aşırı baskı kurarak kişiyi bıkkınlık ve bezginlik noktasına getirmek. (Kayseri ve çevresinde “debirana”, derme çatma veya gürültülü çalışan sac/kalay kaplar yahut bakırcı araç gereçleri için kullanılan mecazi bir ifadedir; birinin kafasında teneke/bakır döver gibi gürültü yapmayı sembolize eder.)
Deyim
Deyimler
22 / 95
22 Kayseri Deyimleri

Başından gunnucu etmek

Sözlü Kültür
ANLAMI: Bir işi veya sorumluluğu sırf başından atmak için baştan savma, üstünkörü yapıp geçiştirmek. Sürekli dır dır eden…

ANLAMI:

  1. Bir işi veya sorumluluğu sırf başından atmak için baştan savma, üstünkörü yapıp geçiştirmek.
  2. Sürekli dır dır eden, başının etini yiyen veya ısrarlı talepleriyle darlayan birini geçici laflarla yahut savsaklayarak yanından uzaklaştırmak.
Deyim
Deyimler
23 / 95
23 Kayseri'nin Deyimleri

Beceneğine basmak

Sözlü Kültür
ANLAMI: (Damarına Basmak / Hassas Noktaya Dokunmak): Bir insanın en hassas, en zayıf veya en çok öfkeleneceği noktasına…

ANLAMI:

  1. (Damarına Basmak / Hassas Noktaya Dokunmak): Bir insanın en hassas, en zayıf veya en çok öfkeleneceği noktasına bilerek dokunarak onu çileden çıkarmak, zıvanadan atmak.
  2. (Zor Anında Sıkıştırmak): Birinin zaafını veya açığını yakalayıp üzerine gitmek; en çaresiz ya da sıkışık anında onu kıstırıp hareket edemez hâle getirmek. (Yöre ağzında “becenek/bacanak”, vücudun hassas ve can yakan tendon/kiriş bölgelerini veya eklem yerlerini ifade etmek için kullanılır; oraya basıldığında duyulan ani ve şiddetli acıya benzetilerek mecaz yapılmıştır.)
Deyim
Deyimler
24 / 95
24 Kayseri'nin Deyimleri

Bir cibitte yapmak

Sözlü Kültür
ANLAMI: (Hız / Çabukluk): Bir işi göz açıp kapayıncaya kadar, anında ve çok kısa bir süre içinde yapıp bitirmek; eli çabuk…

ANLAMI:

  1. (Hız / Çabukluk): Bir işi göz açıp kapayıncaya kadar, anında ve çok kısa bir süre içinde yapıp bitirmek; eli çabuk davranmak.
  2. (Miktar / Ölçek): Bir işi veya ikramı çok az, bir parmak ucu kadar küçük yahut yetersiz bir ölçekte yapmak. (Kayseri ve yöre ağzında “cibit” kelimesi, parmak ucuyla tutulan çimdik veya anlık bir zaman dilimi/sıçrama anlamında kullanılır.)
Deyim
Deyimler
25 / 95
25 Kayseri'nin Deyimleri

Bir kucak sapına harman aramak

Sözlü Kültür
ANLAMI: (Orantısız Çaba / Abartı): Ortada fol yok yumurta yokken ya da elde eldeki imkân son derece az, önemsiz ve küçücük…

ANLAMI:

  1. (Orantısız Çaba / Abartı): Ortada fol yok yumurta yokken ya da elde eldeki imkân son derece az, önemsiz ve küçücük bir şeyken onun için büyük, masraflı ve gereksiz hazırlıklara girişmek.
  2. (Hesapsızlık / Akılsızlık): Eldeki bir avuç mal veya imkanla büyük hayaller kurup büyük işlere kalkışmak; yaptığı işin astarı yüzünden pahalıya gelecek şekilde hesapsızca hareket etmek. (Ekin biçildikten sonra kalan bir kucakçık ekin sapı için kocaman harman yeri kurmaya kalkışmanın absürtlüğünden türetilmiş bir mecazdır.)
Deyim
Deyimler
26 / 95
26 Kayseri'nin Deyimleri

Burnunda kavurga gibi tütmek

Sözlü Kültür
ANLAMI: (Aşırı Özlem / Hasret): Bir yeri, bir kimseyi veya eski bir dönemi çok derin, içten ve burnunun direğini sızlatacak…

ANLAMI:

  1. (Aşırı Özlem / Hasret): Bir yeri, bir kimseyi veya eski bir dönemi çok derin, içten ve burnunun direğini sızlatacak derecede özlemek; özlemin zihinde ve yürekte baskın hâle gelmesi.
  2. (Burnuna Kokusu Gelmek): Özlenen şeyin (özellikle memleketin, çocukluğun veya sıcak bir yuvanın) anısını, kokusunu ve sıcaklığını sanki o an yanındaymış gibi buram buram hissetmek. (Kayseri kültüründe kavrulmuş buğday, çitlembik veya kenevirden yapılan “kavurga” kavrulurken çıkan baskın, iştah açıcı ve etrafa yayılan sıcak kokudan mülhem bir benzetmedir.)
Deyim
Deyimler
27 / 95
27 Kayseri'nin Deyimleri

Cak diye yatmak

Sözlü Kültür
ANLAMI: (Ani Düşüş / Hastalık): Sapasağlam dururken ansızın yatağa düşmek, aniden ağır bir hastalığa yakalanıp birdenbire…

ANLAMI:

  1. (Ani Düşüş / Hastalık): Sapasağlam dururken ansızın yatağa düşmek, aniden ağır bir hastalığa yakalanıp birdenbire yığılıp kalmak.
  2. (Yorgunluk / Şatlama): Aşırı yorgunluktan veya uykusuzluktan dolayı olduğu yere pat diye, kendini hiç tutamadan uzanıvermek.
  3. (Mecazi olarak) Yolunda giden bir işin, bir düzenin veya bir planın beklenmedik bir anda pat diye durması, çökmesi. (Yöre ağzında “cak/cakkadanak” ikilemesi, patilce ve aniden gerçekleşen sert düşüş veya duruş sesini taklit eden yansıma bir ifadedir.)
Deyim
Deyimler
28 / 95
28 Kayseri’nin Deyimleri

Çaldakıl olmak

Sözlü Kültür
ANLAMI: (Sataşmak / Musallat Olmak): Birine durup dururken laf atmak, yersiz yere ilişmek, huzursuzluk çıkarmak için üstüne…

ANLAMI:

(Sataşmak / Musallat Olmak): Birine durup dururken laf atmak, yersiz yere ilişmek, huzursuzluk çıkarmak için üstüne üstüne gitmek veya musallat olmak.

    Deyim
    Deyimler
    29 / 95
    29 Kayseri’nin Deyimleri

    Çalgeçir yapmak

    Sözlü Kültür
    ANLAMI: (Düğüm Atmak / Bağlamak): İp, urgan, çuval ağzı veya bağcık gibi şeyleri hızlıca birbirine dolayarak düğüm atmak…

    ANLAMI:

    (Düğüm Atmak / Bağlamak): İp, urgan, çuval ağzı veya bağcık gibi şeyleri hızlıca birbirine dolayarak düğüm atmak; kördüğüm edip bağlamak.

      Deyim
      Deyimler
      30 / 95
      30 Kayseri’nin Deyimleri

      Çapağını alayım derken gözünü çıkartmak

      Sözlü Kültür
      NLAMI: (Kaş Yaparken Göz Çıkarmak): Küçük bir kusuru düzeltmeye, önemsiz bir aksaklığı gidermeye çalışırken daha büyük ve…

      NLAMI:

      1. (Kaş Yaparken Göz Çıkarmak): Küçük bir kusuru düzeltmeye, önemsiz bir aksaklığı gidermeye çalışırken daha büyük ve telafisi zor bir zarara yol açmak.
      2. (Aşırı Müdahale / İşi Mahvetmek): İyi niyetle veya acemice yapılan aşırı müdahale sonucunda mevcut durumu büsbütün içinden çıkılmaz bir hâle getirmek. (Gözdeki ufak bir çapağı Temizleme niyetiyle yapılan dikkatsiz bir hareketin organın kendisine zarar vermesi durumundan mülhem; “kaş yapayım derken göz çıkarmak” deyiminin Kayseri ve civarındaki somut, halk diline has canlı benzetmesidir.)
      Deyim
      Deyimler
      31 / 95
      31 Kayseri'nin Deyimleri

      Carı carı

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Cırt cırt / Durmadan): Hiç durmaksızın, ara vermeden, çevresindekileri bıktıracak ve başını şişirecek derecede…

      ANLAMI:

      1. (Cırt cırt / Durmadan): Hiç durmaksızın, ara vermeden, çevresindekileri bıktıracak ve başını şişirecek derecede yüksek sesle konuşmak veya dırdır etmek.
      2. (Net ve Sert Söz): Çekinmeden, söylenmesi gerekeni pat pat, doğrudan ve baskın bir edayla söyleyivermek. (Yöre ağzında cırlak, keskin ve yüksek tonda çıkan insan sesini veya gürültüsünü taklit eden yansıma bir ikilemedir.)
      Deyim
      Deyimler
      32 / 95
      32 Kayseri’nin Deyimleri

      Çavdar unu yağır değgini

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kara Kuru / Çelimsiz İnsan): Ten rengi esmer, zayıf, Kuru ve çelimsiz görünümlü kişileri tarif etmek için kullanılan…

      ANLAMI:

      1. (Kara Kuru / Çelimsiz İnsan): Ten rengi esmer, zayıf, Kuru ve çelimsiz görünümlü kişileri tarif etmek için kullanılan benzetme.
      2. (Göze Hoş Gelmeyen Dış Görünüş): Bakımsız, rengi soluk veya çirkin yapılı kimselere yönelik sitemli halk tasviri. (Kayseri ve Anadolu kırsalında çavdar ununun koyu esmer rengi ile “yağır” (hayvan sırtındaki yara) kabuğunun koyu ve pürüzlü görüntüsünün birleşiminden mülhem somut bir halk benzetmesidir.)
      Deyim
      Deyimler
      33 / 95
      33 Kayseri’nin Deyimleri

      Çelpeşik gelmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Uygun Gelmemek / Aklı Yatmamak): Bir işin, teklifin veya durumun kişinin aklına, mantığına ve usulüne uygun…

      ANLAMI:

      1. (Uygun Gelmemek / Aklı Yatmamak): Bir işin, teklifin veya durumun kişinin aklına, mantığına ve usulüne uygun gelmemesi; tereddüt uyandırması ve kafa karıştırıcı bulunması.
      2. (Ters / Pürüzlü Gelmek): İçinde bir çapraşıklık, gizli bir aksilik veya uyumsuzluk hissedildiği için bir türlü içine sinmemek. (Yöre ağzında “çelpeşik”, dolaşık, düzgün olmayan ve pürüzlü durumları tarif eder; zihne net oturmayan şeyleri ifade etmek için kullanılır.)
      Deyim
      Deyimler
      34 / 95
      34 Kayseri'nin Deyimleri

      Cembir cembir çekişmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Sürekli Ağız Kavgası / Çekişme): Birbirini çekemeyen, en ufak bir meselede dahi ağız dalaşına giren kişilerin hiç…

      ANLAMI:

      1. (Sürekli Ağız Kavgası / Çekişme): Birbirini çekemeyen, en ufak bir meselede dahi ağız dalaşına giren kişilerin hiç durmaksızın karşılıklı itişip kakışması, dır dır ederek kavga etmesi.
      2. (Laf Yarıştırmak / İnatlaşmak): Karşılıklı olarak laf altında kalmamak için çekinmeden, çirkefleşerek ve cır cır bağırarak laf yarıştırmak, sürtüşmek. (Yöre ağzında çığırtkan, tiz ve rahatsız edici insan sesini ve ağız dalaşındaki dozu ifade eden yansıma bir deyimdir.)
      Deyim
      Deyimler
      35 / 95
      35 Kayseri’nin Deyimleri

      Çerçi boncuğu gibi dizilmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Sıraya Girmek / Yan Yana Dizilmek): Kalabalık bir grubun (özellikle çocukların veya meraklıların) bir beklentiyle…

      ANLAMI:

      1. (Sıraya Girmek / Yan Yana Dizilmek): Kalabalık bir grubun (özellikle çocukların veya meraklıların) bir beklentiyle, düzenli ya da sıkış tıkış bir şekilde yan yana, sıra sıra dizilmesi.
      2. (Boş Gösteriş / Eğreti Duruş): Bir arada toplanmış olsalar da derinliği, ağırlığı veya niteliği olmayan; sadece sayıca çokluk oluşturan kimselerin bir araya yığılması. (Eski Kayseri ve Anadolu yaşamında köy köy gezip incik boncuk, ufak tefek eşyalar satan “çerçi”lerin sergisinde veya ipinde dizili duran renkli, ucuz boncuk tasvirinden mülhem canlı bir halk benzetmesidir.)
      Deyim
      Deyimler
      36 / 95
      36 Kayseri'nin Deyimleri

      Ceviz çuvalı gibi haşırdamak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Çok Konuşmak / Gürültü Yapmak): İki veya daha fazla kişinin bir araya gelip hiç durmaksızın, yüksek sesle ve…

      ANLAMI:

      1. (Çok Konuşmak / Gürültü Yapmak): İki veya daha fazla kişinin bir araya gelip hiç durmaksızın, yüksek sesle ve gürültülü bir biçimde lakırdı etmesi; laf kalabalığı yaparak etrafı rahatsız etmek.
      2. (Huzursuzluk / Kıpırdanma): Bir yerde sabırsızca veya kıpır kıpır hareket ederek sürekli patırtı, gürültü çıkarmak; bulunduğu yere sığamayıp ortalığı velveleye vermek. (Bir çuval dolusu sert cevizin birbirine sürtünmesiyle çıkan çatır çutur, kesintisiz ve kuru gürültüden mülhem bir benzetmedir.)
      Deyim
      Deyimler
      37 / 95
      37 Kayseri'nin Deyimleri

      Cıbıbık çığırtmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Çığırtkanlık / Boş Laf Yapmak): İpe sapa gelmez, aslı astarı olmayan şeyleri yüksek sesle ve yaygara kopararak sağda…

      ANLAMI:

      1. (Çığırtkanlık / Boş Laf Yapmak): İpe sapa gelmez, aslı astarı olmayan şeyleri yüksek sesle ve yaygara kopararak sağda solda anlatmak; kuru gürültü yapıp dikkat çekmeye çalışmak.
      2. (Oyun / Hile Katmak): İşin içine fesatlık, çocukça hile veya oyun katmak; düzeni bozacak şekilde tutarsız ve cıvık hareketler sergilemek. (Yöre ağzında “cıbıbık”, çamur, cıvık nesne veya öten küçük kuş/düdük sesini ifade eden yansıma bir kökten gelir; ciddiyetsiz ve gürültülü söylemleri sembolize eder.)
      Deyim
      Deyimler
      38 / 95
      38 Kayseri'nin Deyimleri

      Cılkını çıkarmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Ölçüyü Kaçırmak / Ciddiyeti Bozmak): Bir işin, şakanın veya durumun dozunu aşırıya kaçırarak tadını kaçırmak…

      ANLAMI:

      1. (Ölçüyü Kaçırmak / Ciddiyeti Bozmak): Bir işin, şakanın veya durumun dozunu aşırıya kaçırarak tadını kaçırmak; ciddiyetini yitirmesine ve çığırından çıkmasına sebep olmak.
      2. (Yıpratmak / Kullanılamaz Hâle Getirmek): Bir eşyayı, konuyu veya ilişkiyi aşırı kurcalayarak, çok fazla üzerine giderek veya kötü kullanarak tamamen bozmak, mahvetmek. (Kayseri ve Anadolu ağzında “cılk”, bozulmuş, kokuşmuş veya sıvılaşmış yumurta için kullanılır; bir şeyin yapısını tamamen bozup kokuşturmayı sembolize eder.)
      Deyim
      Deyimler
      39 / 95
      39 Kayseri'nin Deyimleri

      Cızılamaz kağnı

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Sessizce İşi Götüren / Gizli Kurnaz): Hiç sesini çıkarmadan, dikkat çekmeden, kendi halinde ve sessiz görünerek…

      ANLAMI:

      1. (Sessizce İşi Götüren / Gizli Kurnaz): Hiç sesini çıkarmadan, dikkat çekmeden, kendi halinde ve sessiz görünerek gizlice işini yürüten; arkasından ne işler çevirdiği dışarıdan anlaşılmayan kurnaz veya içten pazarlıklı kimse.
      2. (Aşırı Yavaş / Uyuşuk): Adımlarını son derece ağır atan, iş yaparken eli ayağı dolaşan veya uyuşukluğuyla etrafındakileri çileden çıkaran, çok yavaş hareket eden kimse.
      3. (Şikayet Etmeden Çalışan): Ne kadar yük yüklenirse yüklensin gıkını çıkarmadan, sızlanmadan veya yaygara koparmadan işini yapmaya devam eden ketum kişi. (Kayseri kırsalında kağnı tekeri gıcırdayıp “cızıldayarak” ses verir; hiç cızılamayan kağnı hem varlığını belli etmeyen kurnazlığı hem de kağnı gibi ağır aksak ilerleyen yapıyı sembolize eder.)
      Deyim
      Deyimler
      40 / 95
      40 Kayseri’nin Deyimleri

      Çöküştüre çöküştüre

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Mecbur Bırakarak / Baskıyla Kabul Ettirmek): Bir kimseyi sıkıştırarak, direncini kıracak şekilde üzerine giderek…

      ANLAMI:

      1. (Mecbur Bırakarak / Baskıyla Kabul Ettirmek): Bir kimseyi sıkıştırarak, direncini kıracak şekilde üzerine giderek veya çaresiz bırakıp boyun eğdirerek bir işi ya da kararı kabul ettirmek.
      2. (Zorla / Bastıra Bastıra): Bir konuyu karşı tarafın itirazlarına rağmen ısrarla, bastıra bastıra ve ivdirerek (aceleye getirerek) kabul ettirme hâli. (Kayseri ağzında “çöküştürmek” kökünden gelir; birini köşeye sıkıştırıp diz çöktürme, iradesini kırma eylemini sembolize eden güçlü bir ikilemedir.)
      Deyim
      Deyimler
      41 / 95
      41 Kayseri’nin Deyimleri

      Dal öğlenin sıcağı

      Sözlü Kültür
      Tam Öğle Sıcağı (Öğlenin Göbeği): Günün tam ortasındaki o kavurucu, dışarıda iş yapmanın zorlaştığı en sıcak ve durağan anı ifade…

      Tam Öğle Sıcağı (Öğlenin Göbeği): Günün tam ortasındaki o kavurucu, dışarıda iş yapmanın zorlaştığı en sıcak ve durağan anı ifade eder.

      Deyim
      Deyimler
      42 / 95
      42 Kayseri’nin Deyimleri

      Dala dala uyumak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Derin Derin Uyumak / Mışıl Mışıl Uyumak): Hiç uyanmadan, uykunun en derin katmanlarına dalarak huzur içinde ve…

      ANLAMI:

      1. (Derin Derin Uyumak / Mışıl Mışıl Uyumak): Hiç uyanmadan, uykunun en derin katmanlarına dalarak huzur içinde ve deliksiz uyumak; uykudan uykuya geçerek tam bir dinlenme hâlinde olmak.
      2. (Ağır Uyku): Dışarıdaki seslerden veya hareketlerden etkilenmeyecek kadar ağır ve derin bir uykuya dalmak. (Kayseri ağzında deniz veya su derinliğine benzetmeyle, uykunun katman katman derinleşmesini ifade eden canlı bir halk eylemidir.)
      Deyim
      Deyimler
      43 / 95
      43 Kayseri’nin Deyimleri

      Dam yuvağı gibi

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kısa, Tıknaz ve Ağır Yapılı İnsan): Boyu kısa, gövdesi silindir gibi kalın, oldukça kilolu, tıknaz ve ağır yapılı…

      ANLAMI:

      1. (Kısa, Tıknaz ve Ağır Yapılı İnsan): Boyu kısa, gövdesi silindir gibi kalın, oldukça kilolu, tıknaz ve ağır yapılı kişileri tarif etmek için kullanılır.
      2. (Ağır ve Hareketsiz Duruş): Yerinden kolay kolay kımıldamayan, hantal veya basık duruşlu kimseler için yapılan benzetme.
      Deyim
      Deyimler
      44 / 95
      44 Kayseri’nin Deyimleri

      Deliye yel, eline bel vermek

      Sözlü Kültür
      (Birini Karşı Tarafa Kışkırtmak): Dengesiz, patavatsız veya gözü kararmış birini gaza getirip doldurarak (yel verip) bir…

      (Birini Karşı Tarafa Kışkırtmak): Dengesiz, patavatsız veya gözü kararmış birini gaza getirip doldurarak (yel verip) bir başkasının üzerine salmak; aradaki nifakı ve kavgayı körüklemek.

      Deyim
      Deyimler
      45 / 95
      45 Kayseri’nin Deyimleri

      Delmeli dakmalı söz söylemek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Yalan Yanlış / Dolançlı Konuşmak): Doğruya eprimiş laflar katmak, aslı astarı olmayan, içinde hile veya yanlışlık…

      ANLAMI:

      1. (Yalan Yanlış / Dolançlı Konuşmak): Doğruya eprimiş laflar katmak, aslı astarı olmayan, içinde hile veya yanlışlık barındıran eğri büğrü sözler söylemek.
      2. (İğneleyici / Can Yakıcı Laf Etmek): Karşı tarafın damarına basmak, huzursuz etmek veya gururunu kırmak amacıyla incelikli ama içine işleyen laf sokmak.
      Deyim
      Deyimler
      46 / 95
      46 Kayseri’nin Deyimleri

      Derdi depeleği büyük

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kat Kat, Katmerli Sıkıntı): Bir insanın sadece görünen bir derdi değil, arka planında katman katman birikmiş…

      ANLAMI:

      1. (Kat Kat, Katmerli Sıkıntı): Bir insanın sadece görünen bir derdi değil, arka planında katman katman birikmiş, ağırlığı ve yükü çok fazla olan büyük bir derdinin veya çilesinin bulunması.
      2. (İçten İçe Derin Yarayla Boğuşma): Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen bir durumun ardında aslında çözülmesi güç, karmaşık ve ağır bir keder barındırması hâli.

      (Kayseri ve Anadolu ağzında “tepelek” veya “depelek”, bir şeyin en tepe noktası, yığıntının veya kabarık bir kütlenin üst kısmı anlamında kullanılır. Buradaki ifade, derdin tek bir düzlemde kalmayıp dağ gibi yığıldığına ve tepesinin/yükünün çok yüksek olduğuna işaret eden güçlü bir halk benzetmesidir.)

      Deyim
      Deyimler
      47 / 95
      47 Kayseri’nin Deyimleri

      Dili dişi kitlenmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Büyük Korku / Şok Anında Konuşamamak): Yaşanan ani bir korku, dehşet, şaşkınlık veya acı haber karşısında donup…

      ANLAMI:

      1. (Büyük Korku / Şok Anında Konuşamamak): Yaşanan ani bir korku, dehşet, şaşkınlık veya acı haber karşısında donup kalmak; tek bir kelime dahi edemez, laf anlatamaz hâle gelmek.
      2. (Çaresizlikten Susmak): Ağır bir baskı, suçlama veya mahcubiyet karşısında söyleyecek tek bir söz bulamayıp, nutku tutularak susmak.
      3. (Fiziksel Kasılma / Havale-Nöbet Hâli): Hastalık, yüksek ateş veya havale gibi durumlarda çenenin ve dilin kilitlenip konuşmanın imkânsızlaşması durumunun halk dilindeki karşılığı.

      (Ağız yapısının ve çene kaslarının şok veya hastalıkla birleşip fiziken kapanmasını simgeleyen somut bir halk tasviridir.)

      Deyim
      Deyimler
      48 / 95
      48 Kayseri’nin Deyimleri

      Dim durdurmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kıpırdamadan Hazırolda Tutmak): Bir kimseyi (özellikle çocukları veya söz geçirilen birini) ayağa dikip…

      ANLAMI:

      1. (Kıpırdamadan Hazırolda Tutmak): Bir kimseyi (özellikle çocukları veya söz geçirilen birini) ayağa dikip kıpırdamadan, dimdik ve esas duruşta bekletmek; hareket ettirmeden ceza gibi durdurmak.
      2. (Mecburi Saygı / İtaat Göstertmek): Karşı tarafı kendi otoritesi altında ezerek sesini çıkaramayacak, itiraz edemeyecek ve hazır kıta bekleyecek hâle getirmek.
      Deyim
      Deyimler
      49 / 95
      49 Kayseri’nin Deyimleri

      Dıdığı sarkmak

      Sözlü Kültür
      (Suratı Asılmak / Yüzü Düşmek): Moral bozukluğu, gücenme, keyifsizlik veya can sıkıntısı sebebiyle yüzünü ekşitmek, somurtmak ve…

      (Suratı Asılmak / Yüzü Düşmek): Moral bozukluğu, gücenme, keyifsizlik veya can sıkıntısı sebebiyle yüzünü ekşitmek, somurtmak ve surat asmak.

      Deyim
      Deyimler
      50 / 95
      50 Kayseri’nin Deyimleri

      Dırdıbıt çıkarmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Boş Yere Pürüz / Huzursuzluk Çıkarmak): Yolunda giden bir işte ya da sakin bir ortamda asılsız gerekçelerle arıza…

      ANLAMI:

      1. (Boş Yere Pürüz / Huzursuzluk Çıkarmak): Yolunda giden bir işte ya da sakin bir ortamda asılsız gerekçelerle arıza çıkarmak; dırdır ederek, gereksiz ayrıntıları kurcalayarak huzursuzluk ve dedikodu üretmek.
      2. (Bahane Uydurmak): Yapılmak istenmeyen bir işten kaçınmak veya işi yokuşa sürmek için abuk sabuk bahaneler, pürüzler ve engeller öne sürmek.

      (Kayseri ve çevresinde “dırdıbıt”, söylenme, dırdır etme ve lüzumsuz detaylarla kafa karıştırma durumlarını ifade eden yansıma/önemsizleştirici bir halk kelimesidir.)

      Deyim
      Deyimler
      51 / 95
      51 Kayseri’nin Deyimleri

      Eğirdiğini ele, savurduğunu yele verdi.

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Emeğini ve Varını Yoğunu Çarur Etmek): Büyük bir zahmet, alın teri ve el emeğiyle kazandığını/ürettiğini ilgisiz…

      ANLAMI:

      1. (Emeğini ve Varını Yoğunu Çarur Etmek): Büyük bir zahmet, alın teri ve el emeğiyle kazandığını/ürettiğini ilgisiz kişilere, yabancılara el eliyle dağıtıp; kalanını da hesapsızca ziyan edip elinde avucunda hiçbir şey bırakmamak.
      2. (Hovardalık / Savurganlık): Gece gündüz demeden biriktirdiği serveti, mahsulü veya imkânı tutumsuzluk yüzünden çarçur edip sıfırı tüketmek.

      (Kayseri ve Anadolu kırsalında yün/pamuk “eğirmek” yoğun bir el emeğini; harman “savurmak” ise topraktan alınan rızkı ve mahsulü temsil eder. Eğirip iplik yaptığı emeğini el oğluna/kızına kaptırma, harmanlayıp rüzgâra savurduğu mahsulü de yele verip heba etme imgesiyle, biriktirilen emeğin tamamen heder edilmesini somutlaştırır.)

      Deyim
      Deyimler
      52 / 95
      52 Kayseri’nin Deyimleri

      Ekmeği yağlı, eşeği ahırda bağlı

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Rahat ve Tasasız Hayat): Yemeği-içmeği önünde, işi-gücü ve geçimi tıkırında; hiçbir geçim derdi, zahmeti veya…

      ANLAMI:

      1. (Rahat ve Tasasız Hayat): Yemeği-içmeği önünde, işi-gücü ve geçimi tıkırında; hiçbir geçim derdi, zahmeti veya darlığı olmayan kişilerin konforlu durumunu tarif etmek için söylenir.
      2. (Tuzu Kuru Olmak): Çalışma zorunluluğu bulunmayan, sırtı pek, karnı tok ve varlıklı yaşamı ifade eden halk tasviri.

      (Kayseri ve Anadolu kırsalında “yağlı ekmek” bolluğu ve bereketi; “eşeğin ahırda bağlı olması” ise dışarıda yağmurda-çamurda, tarlada-harmanda koşturmaya gerek kalmadan düzenin kurulu olduğunu simgeler.)

      Deyim
      Deyimler
      53 / 95
      53 Kayseri’nin Deyimleri

      Ekmekçi emmin verirse

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Başkalarının İnsafına ve Keyfine Kalmış Durum): Bir işin, nasibin veya ihtiyacın gerçekleşmesinin tamamen yetkili…

      ANLAMI:

      1. (Başkalarının İnsafına ve Keyfine Kalmış Durum): Bir işin, nasibin veya ihtiyacın gerçekleşmesinin tamamen yetkili, imkân sahibi ya da varlıklı bir kimsenin lütfuna, cömertliğine ve keyfine bağlı olması hâli.
      2. (Garantisi Olmayan Bekleyiş): Kendi emeğinle veya hakkınla elde edemeyeceğin bir şeyi, başkasının ağzının içine bakarak ve umut ederek bekleme durumu.

      (Kayseri ve Anadolu ağzında “emmi” (amca) yakınlık ve hürmet ifadesidir; “ekmekçi emmi” ise mahallenin veya fırının rızık dağıtan figürüdür. Bir şeyin kendi gücünle değil, gücü ve imkânı elinde tutan kişinin “verirse verir, vermezse kalırsın” anlayışıyla lütfetmesine dayandığını anlatır.)

      Deyim
      Deyimler
      54 / 95
      54 Kayseri’nin Deyimleri

      Elini yüzünü itler yalasın.

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kötü Duruma Düşme / Yersiz Kalma İsteği): Bir kimsenin perişan hâle düşmesini, kimseden hayır ve merhamet görmeyecek…

      ANLAMI:

      1. (Kötü Duruma Düşme / Yersiz Kalma İsteği): Bir kimsenin perişan hâle düşmesini, kimseden hayır ve merhamet görmeyecek kadar ıssızda, sahipsiz ve kimsesiz kalmasını dilemek amacıyla söylenen ağır bir beddua.
      2. (Aşağılama / İğrenme Belirtisi): Hak etmediği hâlde yüksekten bakan, kibirlenen veya kötülük eden kişiye karşı duyulan nefreti ve aşağılamayı ifade eden ağır bir kargış.
      Deyim
      Deyimler
      55 / 95
      55 Kayseri’nin Deyimleri

      Eşeği sattım, çüş çüşünden kurtuldum.

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Sorumluluk ve Baş Belasından Kurtulma): Sürekli dert çıkaran, nazı niyazı bitmeyen veya bakımı/yönetimi zor olan bir…

      ANLAMI:

      1. (Sorumluluk ve Baş Belasından Kurtulma): Sürekli dert çıkaran, nazı niyazı bitmeyen veya bakımı/yönetimi zor olan bir işi, malı ya da ilişkiyi tamamen elden çıkararak rahat bir nefes almak.
      2. (Zahmetli Detaylara Son Vermek): Asıl yükün yanında bir de onun getirdiği angarya, ıvır zıvır ve dırdırla uğraşmaktan vazgeçip konuyu kökten kapatma hâli.

      (Kayseri ve Anadolu kırsalında “çüş”, eşeği durdurmak veya zapt etmek için sürekli bağırılan yorucu bir komuttur. Malın veya işin kendisi bir yana, onu idare etmek için harcanan günlük yıpratıcı mesaiyi ve dırdırı bitirmenin verdiği hafiflemeyi temsil eder.)

      Deyim
      Deyimler
      56 / 95
      56 Kayseri’nin Deyimleri

      Etleri gicişmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Dayak / Dayak Yeme İsteği): Rahat durmayıp hal ve hareketleriyle kaşınmak; dayağı, azarı veya sert bir tepkiyi hak…

      ANLAMI:

      1. (Dayak / Dayak Yeme İsteği): Rahat durmayıp hal ve hareketleriyle kaşınmak; dayağı, azarı veya sert bir tepkiyi hak edecek şekilde sınırı zorlamak, kaşınmak.
      2. (Fiziksel Kaşıntı / Huzursuzluk): Vücutta sebepsiz bir kaşınma, huylanma veya durduğu yerde duramama, kıpır kıpır olma hâli.

      (Kayseri ve çevresinde “gicişmek”, kaşınmak kelimesinin öztürkçe yerel karşılığıdır. Deyim, köken olarak tıpkı “eti kaşınmak” ifadesindeki gibi, uslu durmayan kişiye “Dayak istiyorsun, etin kaşınıyor” imasıyla söylenir.)

      Deyim
      Deyimler
      57 / 95
      57 Kayseri’nin Deyimleri

      Fırfırı mezhepli

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Dönek / Kararsız ve Güvenilmez): Sözüne, duruşuna ve kararlarına güvenilmeyen; çıkarına veya keyfine göre sürekli…

      ANLAMI:

      1. (Dönek / Kararsız ve Güvenilmez): Sözüne, duruşuna ve kararlarına güvenilmeyen; çıkarına veya keyfine göre sürekli fikir değiştiren, fırıldak gibi dönen kişilik.
      2. (Ahlaki Genişlik / Ciddiyetsizlik): İnanç, ilke veya kural tanımayan; her kılığa giren, duruşunda hiçbir ciddiyet veya tutarlılık barındırmayan hafifmeşrep tutum.

      (Kayseri ve Anadolu ağzında “fırfırı” rüzgârgülü veya fırıldak gibi sürekli dönen, durduğu yerde durmayan şeyleri ifade eder. “Mezhep” ise kişinin tuttuğu yolu ve değerler sistemini temsil eder. Fırfırı mezhepli olmak, kişinin omurgasızca ve hafifçe her yöne dönebildiğini somutlaştıran ağır bir yerel nitelendirmedir.)

      Deyim
      Deyimler
      58 / 95
      58 Kayseri’nin Deyimleri

      Fırığı yelli

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Hemen Gücenen / Çıtkırıldım): En küçük bir sözden veya hareketten alınganlık gösteren, laf kaldırmayan, hemencecik…

      ANLAMI:

      1. (Hemen Gücenen / Çıtkırıldım): En küçük bir sözden veya hareketten alınganlık gösteren, laf kaldırmayan, hemencecik küsüp tavır alan kişi.
      2. (Aklı Bir Karış Havada / Tez Canlı): Durduğu yerde duramayan, ciddiyetten ve ağırbaşlılıktan uzak, rüzgâra kapılır gibi kararsız ve havai hareket eden karakter.

      (Kayseri ağzında “fırık” taze/genç piliç veya tecrübesiz kimse anlamına gelir; “yelli” ise rüzgârdan bile kapılan esintili hâlidir. En ufak bir esintide (sözde) hemen kanadı kanadı sallanıp gücenen, hassas ve dengesiz yapıyı somutlaştıran bir halk benzetmesidir.)

      Deyim
      Deyimler
      59 / 95
      59 Kayseri’nin Deyimleri

      Gavur kim, dayım kim, bilemedim.

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kimin Dost Kimin Düşman Olduğunu Karıştırmak): Karışık, karmaşık ve aldatıcı bir durum içinde kimin kendi tarafında…

      ANLAMI:

      1. (Kimin Dost Kimin Düşman Olduğunu Karıştırmak): Karışık, karmaşık ve aldatıcı bir durum içinde kimin kendi tarafında (dost/akraba), kimin karşı tarafta (yabancı/hasım) olduğunu ayırt edememek; safını ve tutumunu belirleyemeyecek kadar şaşkına dönmek.
      2. (Kargaşa ve İllüzyon Hâli): Herkesin birbirine benzediği, çıkar ilişkilerinin sarmaşık gibi dolandığı veya ortamın çok toz duman olduğu anlarda neye ve kime güveneceğini şaşırmak.
      Deyim
      Deyimler
      60 / 95
      60 Kayseri’nin Deyimleri

      Gaydeli gaydeli yürümek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kalıp Satmak / Sallana Sallana Yürümek): Bir acelesi yokmuş gibi ağır ağır, kendi havasında, çalınıp oynayan bir…

      ANLAMI:

      1. (Kalıp Satmak / Sallana Sallana Yürümek): Bir acelesi yokmuş gibi ağır ağır, kendi havasında, çalınıp oynayan bir makama/ritme uyarca edalı ve kurumlanarak yürümek.
      2. (Aheste ve Keyfi Hareket Etmek): Çevresindekilerin telaşına veya işin aciliyetine aldırış etmeden, aheste aheste ve sallapati bir rahatlıkla hareket etmek.
      Deyim
      Deyimler
      61 / 95
      61 Kayseri’nin Deyimleri

      Gece müftüsü

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kocasını Kayınvalidesine / Ailesine Karşı Dolduran Gelin): Gündüzleri sessiz ve uyumlu görünüp gece baş başa…

      ANLAMI:

      1. (Kocasını Kayınvalidesine / Ailesine Karşı Dolduran Gelin): Gündüzleri sessiz ve uyumlu görünüp gece baş başa kaldığında kocasının aklına girerek onu anasına, babasına veya ailesine karşı kışkırtan, gizlice akıl verip yönlendiren gelin.
      2. (Tenhada / Kapalı Kapılar Arkasında Fişekleyen): Ortam içinde sesini çıkarmayıp tenhada veya kimse yokken başkalarının kararlarını etkileyen, gizli fetva verip nifak sokan akıl hocası.

      (Kayseri aile ve ev yaşamında “müftü”, son sözü söyleyen ve yol gösteren makamdır. “Gece müftülüğü yapmak” ise özellikle geleneksel aile yapısında gelinin gece yatakta kocasını anasına-babasına karşı doldurması, gündüz verilemeyen kararları karanlıkta gizlice aldırması durumunu hicveden somut ve nükte dolu bir halk benzetmesidir.)

      Deyim
      Deyimler
      62 / 95
      62 Kayseri’nin Deyimleri

      Gep diye gitmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Pat Diye / Anansızın Gitmek): Beklenmedik bir anda, hiçbir belirti yokken ansızın çıkıp gitmek; aniden ortadan…

      ANLAMI:

      1. (Pat Diye / Anansızın Gitmek): Beklenmedik bir anda, hiçbir belirti yokken ansızın çıkıp gitmek; aniden ortadan kaybolmak veya pat diye ölmek/yıkılmak.
      2. (Boşuna / Güme Gitmek): Emek verilen bir şeyin, malın veya imkânın bir çırpıda, hiç yoluna, heba olup gitmesi.
      Deyim
      Deyimler
      63 / 95
      63 Kayseri’nin Deyimleri

      Gıdağı gıdağına gelmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Ucu Ucuna / Tam Tamına Denkleşmek): Bir hesabın, ölçünün, masrafın veya malın hiçbir fazlalık ya da eksiklik…

      ANLAMI:

      1. (Ucu Ucuna / Tam Tamına Denkleşmek): Bir hesabın, ölçünün, masrafın veya malın hiçbir fazlalık ya da eksiklik kalmadan tamı tamına bir araya gelmesi, ucu ucuna denk düşmesi.
      2. (Zorlukla / Sınırda Yetmek): İmkânların veya bütçenin tam sınırda kalması; ne artması ne de eksik gelmesi hâli.

      (Kayseri ve çevresinde “gıdak” veya “gıdak gıdağına”, milimetrik ölçüleri, gırtlak/çene hizasını veya birbirine tam dayanan nesneleri ifade eden yerel bir kelimedir. Hesabın veya imkânın kıl payı denk geldiğini ve ucu ucuna yettiğini anlatmak için kullanılır.)

      Deyim
      Deyimler
      64 / 95
      64 Kayseri’nin Deyimleri

      Gıf gıf eğilmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (El Öpmek / Yalakaca Eğilmek): Bir kimsenin karşısında aşırı saygı gösteriyormuş gibi temenna çakarak, yerlere kadar…

      ANLAMI:

      1. (El Öpmek / Yalakaca Eğilmek): Bir kimsenin karşısında aşırı saygı gösteriyormuş gibi temenna çakarak, yerlere kadar tekrar tekrar ve ezilip büzülerek eğilmek; yaranmak amacıyla minnet etmek.
      2. (Aşırı Müsait ve İtaatkar Durmak): Çıkar, korku veya beklenti yüzünden bir otoritenin önünde ezik bir hürmetle, belini bükerek iki büklüm olmak.

      (Kayseri ağzında “gıf gıf” veya “gıfıl gıfıl”, belin ve gövdenin ritmik bir şekilde, yerlere kadar aşırı bir eziklikle bükülüp kalkmasını tasvir eden yansıma bir halk ifadesidir. İnsanın duruşundaki samimiyetsiz, yalakaca ve aşırı boyun eğişi tiye alır.)

      Deyim
      Deyimler
      65 / 95
      65 Kayseri’nin Deyimleri

      Gözün kibrit mi ?

      Sözlü Kültür
      (Kem Gözlü / Nazarı Değen): Baktığı yere, mala, canlıya veya insana anında nazar değdiren; gözü yakıcı, ürkütücü ve uğursuz kabul…

      (Kem Gözlü / Nazarı Değen): Baktığı yere, mala, canlıya veya insana anında nazar değdiren; gözü yakıcı, ürkütücü ve uğursuz kabul edilen kimseler için sitemle söylenen söz.

      Deyim
      Deyimler
      66 / 95
      66 Kayseri’nin Deyimleri

      Gözünden kavurga gibi dökmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Sicim Gibi / Aralıksız Ağlamak): Büyük bir acı, çaresizlik veya keder karşısında gözyaşlarını tutamayarak taneler…

      ANLAMI:

      1. (Sicim Gibi / Aralıksız Ağlamak): Büyük bir acı, çaresizlik veya keder karşısında gözyaşlarını tutamayarak taneler hâlinde ve durmaksızın, hıçkıra hıçkıra ağlamak.
      2. (Gözyaşının Tane Tane Dökülmesi): Yaşların gözden birbiri ardına, iri iri ve kesintisiz biçimde boşalmasını tasvir eden derin keder hâli.

      (Kayseri mutfağında ve kültüründe kavurga; kavrulmuş buğday, çitlembik veya mısır tanelerinden oluşan geleneksel bir çerezdir. Kavurganın çuvaldan veya avuçtan dökülürken çıkardığı tıkır tıkır, tane tane dökülme görüntüsü, gözden sicim gibi ve tane tane boşalan yaşları anlatmak için yöre insanının kurguladığı çok canlı bir somutlaştırmadır.)

      Deyim
      Deyimler
      67 / 95
      67 Kayseri’nin Deyimleri

      Gözünü yivindirmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Gizlice / Çaktırmadan Hareket Etmek): Başkasının fark edemeyeceği, göremeyeceği şekilde göz ucuyla süzmek…

      ANLAMI:

      1. (Gizlice / Çaktırmadan Hareket Etmek): Başkasının fark edemeyeceği, göremeyeceği şekilde göz ucuyla süzmek; hareketlerini, bakışlarını ve varlığını etrafa sezdirmeden, çaktırmadan iş çevirmek.
      2. (Bakışını Kaçırmak / Saklamak): Yakalanmamak veya dikkat çekmemek amacıyla gözlerini saptırmak, bakış yönünü çaktırmadan başka tarafa çevirmek.

      (Kayseri ve yöre ağzında “yivindirmek”, bir şeyi çarkından veya ekseninden gizlice kaydırmak, yönünü saklayarak çevirmek demektir. “Gözünü yivindirmek” ise kişinin bakışını ve hareketini etraftakilere hiç belli etmeden, gözünü hafifçe kaydırıp çaktırmadan işini yürütmesini tasvir eden çok nüanslı bir halk benzetmesidir.)

      Deyim
      Deyimler
      68 / 95
      68 Kayseri’nin Deyimleri

      Hışırdım gibi

      Sözlü Kültür
      (Çok Fazla / Sayısız / Sürüyle): Bir yerde aşırı derecede, insanı darlayacak kadar çok, dip dibe ve kalabalık miktarda bulunma…

      (Çok Fazla / Sayısız / Sürüyle): Bir yerde aşırı derecede, insanı darlayacak kadar çok, dip dibe ve kalabalık miktarda bulunma hâli; karınca gibi veya kaynayan sürü gibi her tarafı kaplamış durum.

      Deyim
      Deyimler
      69 / 95
      69 Kayseri’nin Deyimleri

      İkindiden sonra dükkân açmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (İş İşten Geçtikten Sonra Hamle Yapmak): Vakti ve zamanı geçmiş, fırsatı kaçırılmış bir konuda sonradan akıl edip…

      ANLAMI:

      1. (İş İşten Geçtikten Sonra Hamle Yapmak): Vakti ve zamanı geçmiş, fırsatı kaçırılmış bir konuda sonradan akıl edip gayret göstermek; faydasız ve gecikmiş bir çaba içine girmek.
      2. (Zamansız ve Verimsiz İş Yapmak): Günün bereketli, hareketli saatleri bittikten ve pazar dağıldıktan sonra işe koyulup boşuna kürek çekmek.

      (Kayseri’nin tarihi esnaf ve ticaret kültüründe “ikindi vakti”, günün satışının bittiği, dükkânların yavaş yavaş kapatılmaya ve hesapların görülmeye başlandığı zamandır. Müşterinin çekildiği ikindiden sonra dükkân açmak, hem bereketsizlik hem de zamanlama hatası olarak esnaf ağzında yerleşmiş somut bir halk benzetmesidir.)

      Deyim
      Deyimler
      70 / 95
      70 Kayseri’nin Deyimleri

      İncesini ipe, yoğununu çöpe dizmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (İyisini Kötüsünü Ayırt Etmek / Ayıklamak): Bir şeyin en ince ayrıntısına, kalitesine, iyisine ve kötüsüne kadar kılı…

      ANLAMI:

      1. (İyisini Kötüsünü Ayırt Etmek / Ayıklamak): Bir şeyin en ince ayrıntısına, kalitesine, iyisine ve kötüsüne kadar kılı kırk yararak seçip ayırmak; her şeyi niteliğine göre sınıflandırmak, süzgeçten geçirmek.
      2. (Aşırı Detaycılık / Titizlik): Bir meselede iyiyle kötüyü, işe yararla yaramazı ayırt ederken aşırı bir seçicilik ve titizlik göstermek.
      Deyim
      Deyimler
      71 / 95
      71 Kayseri’nin Deyimleri

      İnciğine ötürmek

      Sözlü Kültür
      (Takati Kalmayacak Derecede Zayıflamak): Hastalıktan, dertten veya bakımsızlıktan insanın iliği kemiği kuruyacak kadar erimesi…

      (Takati Kalmayacak Derecede Zayıflamak): Hastalıktan, dertten veya bakımsızlıktan insanın iliği kemiği kuruyacak kadar erimesi; dermanı tükenecek, ayakta duracak takati kalmayacak derecede zayıflayıp çelimsizleşmesi.

      Deyim
      Deyimler
      72 / 95
      72 Kayseri’nin Deyimleri

      Kanı içine akmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Derdini/Acısını İçine Atmak): Yaşadığı kederi, kırgınlığı veya felaketi dışarıya vurmayıp; feryat figan etmek yerine…

      ANLAMI:

      1. (Derdini/Acısını İçine Atmak): Yaşadığı kederi, kırgınlığı veya felaketi dışarıya vurmayıp; feryat figan etmek yerine sessizce, için için ve büyük bir ızdırapla çekmek.
      2. (Derin Bir Üzüntüyle Çökmek): Yaşadığı haksızlık veya acı karşısında çaresiz kalıp tepki gösterememek; gözyaşını ve öfkesini kendi bünyesinde boğarak içten içe erimek.
      Deyim
      Deyimler
      73 / 95
      73 Kayseri’nin Deyimleri

      Kıyımsızlık etmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kıyamamak / Elden Çıkarmaya/Harcamaya Kıyamamak): Bir eşyayı, parayı, imkânı ya da kaynağı harcamaya, kullanmaya…

      ANLAMI:

      1. (Kıyamamak / Elden Çıkarmaya/Harcamaya Kıyamamak): Bir eşyayı, parayı, imkânı ya da kaynağı harcamaya, kullanmaya veya başkasına vermeye kıyamamak; aşırı sakınmak, esirgemek.
      2. (Zarar Gelmesin Diye Aşırı Sakınmak): Sevdiği bir kimseden, çocuktan ya da kıymetli bir varlıktan bir şey esirgemek veya onun zorlanmasına, incinmesine gönlü razı gelmediği için kıyamayıp koruyucu davranmak.
      Deyim
      Deyimler
      74 / 95
      74 Kayseri’nin Deyimleri

      Pehli kuyruk

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kıvamında Yağlı ve Besili Kuzu/Koyun Eti): Koyunun veya kuzunun özellikle sırt, kaburga ve kuyruk kısmının bol etli…

      ANLAMI:

      1. (Kıvamında Yağlı ve Besili Kuzu/Koyun Eti): Koyunun veya kuzunun özellikle sırt, kaburga ve kuyruk kısmının bol etli, yağlı, lezzetli ve tam pişirmeye uygun olan besili tarafı.
      2. (Maddi Durumu Yerinde / Varlıklı ve Etli Canlı Kişi): Gösterişli, besili, halı vakti yerinde; tuttuğunu koparan, eti buda yerinde ve bolluk içinde olan kimse.
      Deyim
      Deyimler
      75 / 95
      75 Kayseri’nin Deyimleri

      Safra sındırmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Atıştırmak / Bastırmak / Açlığı Hafifletmek): Asıl ana yemeğe oturmadan önce, midenin kazıntısını ve açlığın…

      ANLAMI:

      1. (Atıştırmak / Bastırmak / Açlığı Hafifletmek): Asıl ana yemeğe oturmadan önce, midenin kazıntısını ve açlığın getirdiği fenalığı gidermek amacıyla birkaç lokma bir şey yiyip içmek; safra bastırmak.
      2. (İç Sıkıntısını veya Ağır Havayı Dağıtmak): Vücuttaki halsizliği, sabah mahmurluğunu veya mide rahatsızlığını hafif bir atıştırmalık ya da içecekle gidermek, bünyeyi kendine getirmek.
      Deyim
      Deyimler
      76 / 95
      76 Kayseri’nin Deyimleri

      Şalvarı harıldar, kursağı guruldar

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Gösteriş Meraklısı Yoksul / Havasından Geçilmeyen Züğürt): Dışarıya karşı süslü, gösterişli, bol ve gıcır gıcır…

      ANLAMI:

      1. (Gösteriş Meraklısı Yoksul / Havasından Geçilmeyen Züğürt): Dışarıya karşı süslü, gösterişli, bol ve gıcır gıcır kıyafetlerle boy gösterdiği hâlde evinde yiyecek ekmeği dahi olmayan; varlıklı görünmeye çalışan ama aslen sefalet ve açlık çeken kimse.
      2. (Astarı Yüzünden Pahalı Eda / Dış Görünüş aldatmacası): Kılık kıyafetine, dış kalıbına fuzuli masraf yapıp caka satan fakat temel ihtiyaçlarını karşılamaktan aciz kalan, ayranı yok içmeye takımı.
      Deyim
      Deyimler
      77 / 95
      77 Kayseri’nin Deyimleri

      Şatillilik etmek

      Sözlü Kültür
      (Çokbilmişlik Etmek / Ukalalık Yapmak): Kendini aşırı zeki, bilgili veya yetkin göstererek her şeye burnunu sokmak; yerli yersiz…

      (Çokbilmişlik Etmek / Ukalalık Yapmak): Kendini aşırı zeki, bilgili veya yetkin göstererek her şeye burnunu sokmak; yerli yersiz akıl vermeye, bilgiçlik taslamaya kalkışmak.

      Deyim
      Deyimler
      78 / 95
      78 Kayseri’nin Deyimleri

      Savatı bozuk

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kötü Niyetli / Mayası Pürüzlü / Güvenilmez): İçi ile dışı bir olmayan; özünde, ahlakında veya niyetinde bir…

      ANLAMI:

      1. (Kötü Niyetli / Mayası Pürüzlü / Güvenilmez): İçi ile dışı bir olmayan; özünde, ahlakında veya niyetinde bir sakatlık, gizli bir kötülük bulunan, dürüstlükten uzak kimse.
      2. (Cinsi/Soyu Pürüzlü / Ayarı Düşük): Sözüne, işine ve karakterine güvenilmeyen; hamurunda, yapısında veya gidişatında bir eğrilik barındıran insan tipi.
      Deyim
      Deyimler
      79 / 95
      79 Kayseri’nin Deyimleri

      Şemşamer mezhepli

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Yüzü Güneşe/Menfaate Göre Dönüşen / Geniş Gayretsiz): Duruma, kişiye veya çıkara göre kolayca yön ve taraf…

      ANLAMI:

      1. (Yüzü Güneşe/Menfaate Göre Dönüşen / Geniş Gayretsiz): Duruma, kişiye veya çıkara göre kolayca yön ve taraf değiştiren; sabitesi, değişmez ilkeleri olmayan, aşırı geniş ve umursamaz mizaçlı kimse.
      2. (Ağırbaşlılıktan Ve Utanmaktan Uzak): Olan biten olaylar karşısında tepki göstermeyen, her durumu pişkince veya rahatça karşılayan, geniş mezhepli tip.

      (Kayseri ve civar ağzında “şemşamer” [şemşamer / şemşameri], güneşe doğru yön değiştirmesinden ötürü ayçiçeğine (günebakan) verilen yöresel isimdir. Tıpkı gün boyunca başını güneşin doğduğu ve battığı tarafa döndüren ayçiçeği gibi; rüzgâra, ortama veya çıkara göre duruş değiştiren, dinsel/ahlaki prensiplerinde aşırı geveşek davranan kişileri eleştiren son derece renkli ve köklü bir somutlaştırmadır.)

      Deyim
      Deyimler
      80 / 95
      80 Kayseri’nin Deyimleri

      Tellim terazi

      Sözlü Kültür
      (Derli Toplu / Tam Ayarında / Düzgün): Her şeyi yerli yerinde, terazisi ve dengesi mükemmel kurulmuş; eksiksiz, derli toplu ve…

      (Derli Toplu / Tam Ayarında / Düzgün): Her şeyi yerli yerinde, terazisi ve dengesi mükemmel kurulmuş; eksiksiz, derli toplu ve düzenli bir biçimde hazırlanmış durum veya nesne.

      Deyim
      Deyimler
      81 / 95
      81 Kayseri’nin Deyimleri

      Türlü tefarik

      Sözlü Kültür
      (Çeşit Çeşit / Türlü Türlü Hususiyet): Bir arada bulunan, birbirinden farklı renk, karakter, huy veya özellikteki zengin…

      (Çeşit Çeşit / Türlü Türlü Hususiyet): Bir arada bulunan, birbirinden farklı renk, karakter, huy veya özellikteki zengin çeşitlilik; envaiçeşit Unsur, eşya ya da insan tipleri.

      Deyim
      Deyimler
      82 / 95
      82 Kayseri’nin Deyimleri

      Uçtum akıllı

      Sözlü Kültür
      (Her Şeye Heveslenen / Daldan Dala Konan): Gördüğü, duyduğu her şeye anında heyecanlanıp heves eden; aklı bir karış havada olduğu…

      (Her Şeye Heveslenen / Daldan Dala Konan): Gördüğü, duyduğu her şeye anında heyecanlanıp heves eden; aklı bir karış havada olduğu için kararlarında durdurak bilmeyen, maymun iştahlı ve uçarı kimse.

      Deyim
      Deyimler
      83 / 95
      83 Kayseri’nin Deyimleri

      Vırı gelmek

      Sözlü Kültür
      (Sürekli Sızlanmak / Şikâyet Etmek): Bir konu hakkında durmadan, aralıksız ve söylene söylene sızlanmak; dırdır ederek baş…

      (Sürekli Sızlanmak / Şikâyet Etmek): Bir konu hakkında durmadan, aralıksız ve söylene söylene sızlanmak; dırdır ederek baş ağıtmak.

      Deyim
      Deyimler
      84 / 95
      84 Kayseri’nin Deyimleri

      Vodur vodur ötmek

      Sözlü Kültür
      (Kendi Kendine Söylenmek / Dırdır Etmek): Bir duruma kızıp açığa vuramadığı için alçak sesle, anlaşılmaz biçimde, içten içe kendi…

      (Kendi Kendine Söylenmek / Dırdır Etmek): Bir duruma kızıp açığa vuramadığı için alçak sesle, anlaşılmaz biçimde, içten içe kendi kendine söylenip durmak; mırıldanarak mızmızlık yapmak.

      Deyim
      Deyimler
      85 / 95
      85 Kayseri’nin Deyimleri

      Yağannısı ekmek tahtası, göğsü cirit tallası

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Aşırı Zayıf ve Çelimsiz): Sırtı kemikli ve düz, göğüs kafesi kemikleri tamamen ortaya çıkmış; eti buda çekilmiş, son…

      ANLAMI:

      1. (Aşırı Zayıf ve Çelimsiz): Sırtı kemikli ve düz, göğüs kafesi kemikleri tamamen ortaya çıkmış; eti buda çekilmiş, son derece cılız, sıska ve zayıf insan yapısı.
      2. (Kemikleri Sayılan Kişi): Beslenememiş veya bünyesi gereği göğsü düzleşip kaburgaları dışarı vurmuş, arkası tahta gibi dümdüz kalmış kişileri abartılı ve mizahi bir dille tasvir eden nükteli halk sözü.

      (Kayseri ve yöre ağzında “yağannı” [yağarnı / yağırnı], insanın sırtı, kürek kemiklerinin bulunduğu arka kısım anlamındadır. “Talla” ise tarlanın yöresel söylenişidir. Arka tarafı ekmek hamuru açılan dümdüz tahtaya, ön tarafı ise üzerinde cirit koşturulacak kadar engebeli ve kemikli geniş bir tarlaya benzetilen bu ifade; Kayseri insanının keskin benzetme yeteneğini ve mizahi gözlem gücünü yansıtan çok canlı bir fiziki tasvirdir.)

      Deyim
      Deyimler
      86 / 95
      86 Kayseri’nin Deyimleri

      Yamsıla yamsıla gitmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Taklit / Alay Ederek Yürümek veya Hareket Etmek): Birinin yürüyüşünü, duruşunu, hareketlerini veya tavırlarını…

      ANLAMI:

      1. (Taklit / Alay Ederek Yürümek veya Hareket Etmek): Birinin yürüyüşünü, duruşunu, hareketlerini veya tavırlarını alaycı/eğlenceli bir şekilde taklit ederek, büküle büküle veya şımarıkça ilerlemek.
      2. (Meydan Okurcasına / Şımarıkça Edalanmak): Ciddiyetten uzak, karşı tarafı tiye alan veya taklidini yaparak nazlı, sallantılı ve çalımlı bir şekilde yürüyüp gitmek.
      Deyim
      Deyimler
      87 / 95
      87 Kayseri’nin Deyimleri

      Yele gidenin yengesi

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Her Şeye Heveslenen / Maymun İştahlı): Nerede bir şamata, hareket veya yenilik görse hemen oraya atlayan; önünü…

      ANLAMI:

      1. (Her Şeye Heveslenen / Maymun İştahlı): Nerede bir şamata, hareket veya yenilik görse hemen oraya atlayan; önünü arkasını düşünmeden her şeye heves edip peşine takılan, daldan dala konan gamsız tip.
      2. (Sorumsuz / Başıboş Hareket Eden): Kendini bir yere, işe veya sorumluluğa bağlayamayıp rüzgâr nereden eserse o tarafa savrulan, keyfine ve hevesine göre takılan kimse.
      Deyim
      Deyimler
      88 / 95
      88 Kayseri’nin Deyimleri

      Yıkık değirmende kırk yıl eğleşmek

      Sözlü Kültür
      (Gittiği Bir Yerden Çabuk Dönmemek / Takılıp Kalmak): Bir yere gittiğinde zamanın nasıl geçtiğini unutacak kadar uzun süre…

      (Gittiği Bir Yerden Çabuk Dönmemek / Takılıp Kalmak): Bir yere gittiğinde zamanın nasıl geçtiğini unutacak kadar uzun süre kalmak; gitmesiyle dönmesi bir olmamak, gittiği yerde çakılıp kalmak.

      Deyim
      Deyimler
      89 / 95
      89 Kayseri’nin Deyimleri

      Yılan kırkan

      Sözlü Kültür
      (Hiç Olmadık Yerden Çıkar Sağlamaya Çalışan): İmkânsız, akla hayale gelmeyecek veya fayda sağlanması imkânsız olan şeylerden bile…

      (Hiç Olmadık Yerden Çıkar Sağlamaya Çalışan): İmkânsız, akla hayale gelmeyecek veya fayda sağlanması imkânsız olan şeylerden bile kâr, menfaat ve çıkar devşirmeye kalkan; taşın suyunu çıkarmaya çalışan aşırı hırslı ve kurnaz kimse.

      Deyim
      Deyimler
      90 / 95
      90 Kayseri’nin Deyimleri

      Yırtılan bekmezci Bekir’in yakası

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Kötü Faturanın Hep Aynı Garibana Kesilmesi): Bir kargaşada, zararda veya olumsuzlukta zarara uğrayan tarafın sürekli…

      ANLAMI:

      1. (Kötü Faturanın Hep Aynı Garibana Kesilmesi): Bir kargaşada, zararda veya olumsuzlukta zarara uğrayan tarafın sürekli aynı çaresiz, sessiz ya da bahtsız kişi olması; kabahat kimde olursa olsun faturanın hep aynı garibana kesilmesi.
      2. (Zararı Hep Aynı Kişinin Çekmesi): Başkalarının çekişmesi veya gürültüsü yüzünden arada kalıp sürekli hırpalanan, malı/canı zarar gören kimsenin durumunu anlatan sitemli söz.

      (Kayseri’nin yaşanmış şehir hikâyelerine ve esnaf kültürüne dayanan bu deyim; mahallede çıkan kavgada veya curcunada arada kalıp her defasında yakası paçası yırtılan, zarara uğrayan Pekmezci Bekir adlı yerel bir şahsiyetten mülhemdir. Kayseri dilinde, ne zaman bir hengâme yaşansa zararın yine hep aynı saf/garip kişinin üstüne kalmasını özetleyen çok canlı ve yaşanmışlık dolu bir halk deyimidir.)

      Deyim
      Deyimler
      91 / 95
      91 Kayseri’nin Deyimleri

      Yol sıra gidip, çay sıra geri gelmek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Hiçbir İş Başaramadan / Boş Eliyle Dönmek): Bir amaç için yola çıkıp, yapacağı işi beceremeden, eli boş ve eli…

      ANLAMI:

      1. (Hiçbir İş Başaramadan / Boş Eliyle Dönmek): Bir amaç için yola çıkıp, yapacağı işi beceremeden, eli boş ve eli koynunda geri gelmek; gittiği gibi geri dönmek.
      2. (Aklı Başında Hareket Edememek / Şaşkınlık): Yolunu yordamını bilmeyip düzgün yoldan gittiği hâlde dönüşte dere tepe, çay çalı dolaşarak vakit ve emek kaybetmek; tutarsız, beceriksiz bir iş çıkarmak.

      (Kayseri ve yöre coğrafyasında “çay”, dere ve su yatağı anlamındadır. Düzgün “yol” çizgisini takip ederek gidip, dönüşte derenin/çayın kıvrımlarına sapıp kaybolarak veya işini halledemeden süklüm püklüm geri dönmek; amaçsızca gidip gelen, gittiği yerden eli boş dönen ya da iş tutmasını bilmeyen kişilerin durumunu anlatan yerel ve nitelikli bir somutlaştırmadır.)

      Deyim
      Deyimler
      92 / 95
      92 Kayseri’nin Deyimleri

      Zambur zumbur söylemek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Patavatsızca / Ölçüsüz Konuşmak): Lafın neresini bulacağını, kime dokunacağını düşünmeden; pat küt, dümdüz, yüksek…

      ANLAMI:

      1. (Patavatsızca / Ölçüsüz Konuşmak): Lafın neresini bulacağını, kime dokunacağını düşünmeden; pat küt, dümdüz, yüksek perdeden ve patavatsızca söz söylemek.
      2. (Ağzına Geleni Savurmak): Ortamın nezaketine veya hassasiyetine bakmaksızın, patırtı gürültü çıkarır gibi rastgele ve savurukça konuşup durmak.

      (Kayseri ve çevresi ağzında “zambur zumbur”, takırtılı, patırtılı, dengesiz ve kaba bir gürültüyü tasvir eden ikilemedir. “Zambur zumbur söylemek” ise sözün ayarını tutturamayan, tartmadan ve ölçmeden patır kütür konuşan kişilerin üslubunu hicvetmek için kullanılan son derece canlı bir somutlaştırmadır.)

      Deyim
      Deyimler
      93 / 95
      93 Kayseri’nin Deyimleri

      Zavır vermek

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Korkutmak / Gözdağı Vermek): Birinin gözünü korkutmak, yüreğine korku/sinme düşürmek; sert bir çıkış, tehdit veya…

      ANLAMI:

      1. (Korkutmak / Gözdağı Vermek): Birinin gözünü korkutmak, yüreğine korku/sinme düşürmek; sert bir çıkış, tehdit veya gözdağıyla karşı tarafı sindirip ayağını denk almasını sağlamak.
      2. (Ağzının Payını Vermek): Haddini aşan birine hak ettiği sert karşılığı verip gözünü korkutarak sesini kesmek.

      (Kayseri ve yöre ağzında “zavır”, birine verilen korku, dağlama veya sindirici güç manasında da kullanılır. “Zavır vermek” deyimi; karşı tarafa tabiri caizse “korkuyu salmak”, bir daha cesaret edemeyeceği şekilde gözünü korkutup sindirmek durumunu anlatan doğrudan ve sert bir halk ifadesidir.)

      Deyim
      Deyimler
      94 / 95
      94 Kayseri’nin Deyimleri

      Zennecioğlu’nun hamam parasını verecek adam mıyım

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Başkasının Masrafını / Enayi Yerine Konmayı Reddetmek): Zengin, varlıklı veya durumu gayet yerinde olan kişilerin…

      ANLAMI:

      1. (Başkasının Masrafını / Enayi Yerine Konmayı Reddetmek): Zengin, varlıklı veya durumu gayet yerinde olan kişilerin harcamasını, yükünü ya da hesabını üstlenmeyecek kadar aklı başında olmak; enayi veya saf yerine konmaya şiddetle karşı çıkmak.
      2. (Haddini / Yerini Bilmek): Kendi bütçesini, imkânını bilip; başkasının gösterişli, lüks veya gereksiz masraflarına sponsor olmayı reddetme resti.
      Deyim
      Deyimler
      95 / 95
      95 Kayseri’nin Deyimleri

      Ziv diye savuşmak

      Sözlü Kültür
      ANLAMI: (Çabucak / Anında Sıvışmak): Bir ortamdan, tehlikeli veya sorumluluk gerektiren bir durumdan hiç hissettirmeden, göz…

      ANLAMI:

      1. (Çabucak / Anında Sıvışmak): Bir ortamdan, tehlikeli veya sorumluluk gerektiren bir durumdan hiç hissettirmeden, göz açıp kapayıncaya kadar hıfzederek kaçmak, ortadan kaybolmak.
      2. (Fırlayıp Gitmek / İpini Koparmak): Ok gibi bir anda yerinden fırlayarak, araya zaman girmeksizin ve arkasına bile bakmadan gözden kaybolmak.
      Deyim