Türk halk kültüründe ve Kayseri geleneksel yaşamında çocuk sahibi olma, bebeğin cinsiyeti ve sağlığı üzerine pek çok inanış ve pratik bulunmaktadır. Anne adayının hamilelik sürecindeki aşermelerinden, doğacak çocuğun kız veya erkek olacağına yönelik yaygın halk yorumlarına kadar zengin bir inanış kalıbı mevcuttur. Bebeğin sağlığı ve nazardan korunması amacıyla ise başta nazar boncuğu, elma, tuz, kuran-ı kerim ve çeşitli muskalar olmak üzere geleneksel koruyucu objelere başvurulur. Yaşlı kadınların tecrübeleriyle aktarılan bu uygulamalar, toplumsal hafızanın ve geleneksel doğum kültürünün önemli bir parçasını oluşturur.
Türk mitolojisinde ve Anadolu halk inançlarında loğusa kadın ile bebeğini hedef aldığına inanılan kötü ruh veya cin tiplemesi “Albastı” (veya al basması), doğum geleneklerinin ve korunma ritüellerinin merkezinde yer alır. Kayseri ve çevresindeki geleneksel kırsal yaşamda da loğusa kadının ve yeni doğan bebeğin kırk gün boyunca yalnız bırakılmaması, odada sürekli ışık bulundurulması ve baş ucuna Kur’an-ı Kerim konulması gibi uygulamalar yaygındır. Bebeğin beşiğine takılan nazar boncukları ve kırmızı kurdeleler, hem nazardan hem de al basması inancından korunmak için birer siper olarak kabul edilir. Bu inanç, nesilden nesile aktarılan güçlü bir kültürel hafıza unsurudur.