1490 yılında Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğan Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu’nun başmimarı ve dünya mimarlık tarihinin en büyük dehalarından biridir. Genç yaşta devşirilerek İstanbul’a gitmiş, ordu katıldığı seferlerde inşa ettiği köprü, kale ve askeri yapılarla yeteneğini kanıtlayarak Kanuni Sultan Süleyman döneminde “Mimarbaşı” unvanını almıştır.
81 cami, 51 mescit, 55 medrese, 26 darülkurra, 17 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser bırakan Sinan; çıraklık eseri olarak Şehzade Camii’ni, kalfalık eseri olarak Süleymaniye Camii’ni ve ustalık eseri olarak ise UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Edirne Selimiyesini göstermiştir. Doğup büyüdüğü Kayseri topraklarının taş işçiliği geleneğinden ilham alan Koca Mimar Sinan, kent hafızamızın ve dünya kültür mirasının en değerli simgelerindendir.
Kayseri doğumlu akademisyen, diplomat ve devlet adamı Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştır. Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı dönemlerinde Türkiye’nin Avrupa Birliği uyum sürecinde ve uluslararası diplomasisinde kritik rol oynamıştır. Doğup büyüdüğü şehir olan Kayseri ile bağını sürekli koruyan Gül’ün ismi, kentteki devlet üniversitesine ve tarihi Sümer Bez Fabrikası yerleşkesinde kurulan Cumhurbaşkanlığı Müzesi ve Kütüphanesi’ne verilerek yaşatılmaktadır.
Kayseri’nin Develi (Everek) ilçesinde doğan Aşık Seyrani, 19. yüzyıl Türk halk edebiyatının en büyük taşlama üstatlarındandır. Dönemin toplumsal aksaklıklarını, haksızlıklarını ve rüşveti cesurca eleştirdiği hiciv şiirleriyle tanınmıştır. İstanbul ve Anadolu’yu gezerek sazıyla sesini duyuran Seyrani, keskin zekası ve toplumcu şiir anlayışıyla Kayseri kültürünün en önemli edebi miraslarındandır.
Kayseri’nin Tomarza ve Pınarbaşı yörelerinde iz bırakmış Oğuzların Avşar boyuna mensup Dadaloğlu, 19. yüzyıl Türk halk şiirinin ve konar-göçer Avşar kültürünün en güçlü temsilcilerindendir. Zorunlu iskan politikalarına karşı yürütülen direnişi, Toros dağlarının hür ruhunu ve Avşarların yiğitliğini işlediği koçaklamalarıyla tanınır. “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir” dizesiyle simgeleşen usta ozan, Kayseri ve Çukurova kültürünün abidevi isimlerindendir.
Anadolu Selçuklu Hükümdarı II. Kılıçarslan’ın kızı ve I. Gevher Nesibe Sultan, Türk-İslam tarihindeki ilk büyük tıp merkezi ve hastane olan Kayseri’deki tarihi Gevher Nesibe Darüşşifası ve Şifaiye Medresesi‘ni vasiyeti üzerine inşa ettirmesiyle tanınan önemli bir sultan ve hayırseverdir. Kardeşi II. Süleyman Şah ile birlikte devrin en büyük sağlık ve eğitim komplekslerinden birini hayata geçiren Gevher Nesibe Sultan, genç yaşta vefat etmesine rağmen eğitime, bilime ve özellikle sağlık alanına yaptığı bu devasa katkıyla anılmaktadır.
Hulusi Akar 1952’de Kayseri’de doğdu, ilk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. 1972’de Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu, 29. Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı olarak görev yaptı. Memleketi Kayseri’ye Selçuklu motifli cami ve külliye yaptırdı.
Mahperi Hunat Hatun, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın eşi, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesidir. 1237-1238’de Kayseri’de cami, medrese, hamam ve türbeden oluşan Hunat Hatun Külliyesi’ni yaptırdı. Külliye, Selçuklu’nun Kayseri’ye bıraktığı en bütünlüklü mirastır.
Kayseri’nin Tomarza (İncili) köyünde doğan Mustafa Çavuş, Osmanlı sarayının ve Türk mizah kültürünün simge isimlerinden biridir. Sultan I. Ahmed ve IV. Murad dönemlerinde yaşamış; zekası, hazırcevaplılığı ve elçilik görevlerindeki diplomatik yeteneğiyle öne çıkmıştır. İnce nükteleri ve kıvrak zekasıyla Nasreddin Hoca geleneğini saraya taşıyan İncili Çavuş, Kayseri’nin en renkli kültür miraslarındandır.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin hocası ve Büyük Selçuklu döneminin önde gelen mutasavvıflarından Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi’nin türbesi, Kayseri’nin en önemli manevi ziyaret noktalarındandır.
Belh ve Tirmiz’de yetiştikten sonra Kayseri’ye gelerek talebeler yetiştiren ve Mevlânâ’ya yıllarca rehberlik eden hazretin kabri, kendi adıyla anılan tarihi mezarlık ve türbe alanı içerisinde yer alır. Mütevazı kimliği ve ilmi derinliğiyle şehrin ruhi mimarlarından biri olan Seyyid Burhaneddin Hazretleri, günümüzde de binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya devam etmektedir.
Mehmet Özhaseki 1957’de Kayseri’de doğdu. 1994’te Melikgazi, 1998’de Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi; Kayseri’nin modern şehircilik atılımına imza attı. Milletvekilliği ve iki dönem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yaptı.
1339 yılında Kayseri’nin Akçakaya köyünde doğan Şeyh Hamid-i Veli, Anadolu tasavvuf düşüncesinin en önemli mihenk taşlarından biridir. İlim tahsilini Kayseri, Şam, Tebriz ve Erdebil gibi dönemin büyük ilim merkezlerinde tamamladıktan sonra tekrar Anadolu’ya dönmüş; mütevazı bir yaşam sürerek fırıncılık yapmaya başlamıştır. Somuncu Baba, Bursa Ulu Cami’nin açılışında Şeyhülislam Emir Sultan’ın ricasıyla irat ettiği Fatiha Suresi tefsiri ile derin ilmini ortaya koymuş ve halk arasında “Somuncu Baba” olarak tanınmıştır. Yetiştirdiği en önemli talebeleri arasında Hacı Bayram-ı Veli ve Akşemseddin yer alır. Kayseri kent hafızasının ve manevi mirasının en muteber değerlerinden biri kabul edilen Somuncu Baba, ömrünün son yıllarını geçirdiği Aksaray ve Malatya (Darende) hatlarında derin bir iz bırakmıştır.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin hocası ve Büyük Selçuklu döneminin önde gelen mutasavvıflarından olan Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizî, İslam düşünce tarihinde derin izler bırakmış bir gönül eridir. Belh ve Tirmiz’de yetiştikten sonra Kayseri’ye gelerek talebeler yetiştirmiş, Seyyidlik nesebinden gelen ilmi ve manevi derinliğiyle çevresini aydınlatmıştır. Mevlânâ’ya yıllarca rehberlik ederek onu tasavvuf yolunda olgunlaştıran hazret, mütevazı yaşamı ve manevi mirasıyla Kayseri’nin en önemli ruhi mimarlarından biri kabul edilir. Kabri ve türbesi günümüzde Kayseri kent merkezindeki kendi adıyla anılan mezarlıkta yer almaktadır.