Alaca Kümbet, Kayseri şehir merkezinde Melikgazi ilçesinde, Yoğunburç’un karşısında ve Hunat Hatun Külliyesi yakınında yer alan Anadolu Selçuklu dönemine ait bir anıt mezardır. Kitabesine göre Hicri 580’li yıllarda (yaklaşık 1184-1190) Emir Sadreddin Ömer bin Celaleddin Muhammed için inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılmış olan yapı, alt kısmı kare planlı gövdeye sahip olup üstte sekizgen kasnak üzerinde içten kubbe, dıştan piramidal külahla örtülüdür; süslemeleri ağırlıklı olarak geometrik motiflerden oluşur ve kuzeydeki kapı ile batı cephesindeki pencere etrafında yoğunlaşır. İç mekânı sade olan kümbetin üst katında restore sırasında konulmuş bir taş sanduka bulunur; günümüzde restore edilerek iyi durumda korunmaktadır.
Ali Cafer Kümbeti, Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Kılıçaslan Mahallesi’nde, Melikgazi Belediyesi’nin doğusundaki park içinde yer alan ve kitabesi bulunmayan bir anıt mezardır. Mimari özelliklerine bakılarak 14. yüzyıl ortalarına (yaklaşık 1349-1350), Eretna Beyliği dönemine tarihlenir; Ali Cafer (veya Ali ve Cafer Bey) adına izafe edilir. Sekizgen planlı, kare kaide üzerine oturtulmuş kesme taş yapı, içten kubbe dıştan piramidal külahla örtülüdür. Anadolu kümbetlerinde nadir görülen küçük bir giriş mekânına sahip olup, kapısında geometrik süslemeler, pencerelerinde mukarnaslı bordürler ve bitkisel alınlıklar bulunur; külah eteğinde Bakara Suresi’nden ayetler yer alır. 1977’de restore edilen kümbet günümüzde sağlam durumdadır ve türbe olarak kullanılmaktadır.
Panagia Andronike Kilisesi (Endürlük Kilisesi), Kayseri’nin Talas ilçesine bağlı Endürlük Mahallesi’nde 1835 yılında inşa edilmiş tarihi bir Türk-Rum Ortodoks ibadethanesidir. Aziz Andronikos, Provos ve Tarahos adlı üç azize ithaf edilen yapı; yüksek çevre duvarları, üç nefli bazilikal planı, kesme taş işçiliği ve iç mekânındaki fresk kalıntılarıyla öne çıkan bölgedeki önemli Geç Osmanlı dönemi Hristiyan mimari örneklerindendir.
Kayseri Cami-i Kebir (Ulu Cami), 1135 yılında Danişmendli Hükümdarı Melik Mehmet Gazi tarafından kent merkezinde Kapalıçarşı’nın hemen yanında yaptırılmış 12. yüzyıl eseridir. Kayseri’nin en eski Selçuklu/Türk dönemi camisi kabul edilen yapı; mihraba dik çok sayıda sahından oluşan geniş iç mekânı, devşirme mermer sütunlu kemer dizileri ve tuğla işçiliğiyle dikkat çeken tarihi minaresiyle öne çıkar. Yüzyıllar boyunca geçirdiği Selçuklu ve Osmanlı onarımlarıyla özgünlüğünü koruyan cami, şehrin en önemli ana ibadethanesidir.
Çifte Kümbet (Melike Adile Kümbeti), Kayseri’de Sivas Caddesi’nin sonunda, Melikgazi ilçesi Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde yer alır. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın eşi, Eyyubi hükümdarı Melik Adil’in kızı Melike Adile (Adile Hatun) adına kızları tarafından 1247-1248 yılında (Hicri 645) yaptırılmıştır. Kitabesi giriş kapısı üzerindedir. Eskiden yanındaki ikinci kümbetle birlikte “Çifte Kümbet” adını alan yapıdan günümüze yalnızca biri sağlam ulaşmıştır; diğeri yıkılmıştır. Kesme taştan, yüksek kare kaide üzerine sekizgen planlı olarak inşa edilen kümbet, içten kubbe dıştan piramidal külahla örtülüdür. Duvarlarında Bakara Suresi’nden ayetler yer alır, mukarnaslı portalı geometrik süslemelerle çevrilidir ve altında mumyalık (cenaze) katı bulunur.
Çifte Medrese (Gevher Nesibe Şifahanesi ve Tıp Medresesi), Kayseri’de 1205-1206’da I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in, kız kardeşi Gevher Nesibe’nin vasiyeti üzerine yaptırdığı Selçuklu yapısıdır.
Yan yana şifahane (hastane) ve tıp medresesinden oluşur; Anadolu’nun en erken tıp eğitimi + tedavi merkezlerinden biridir. Efsaneye göre Gevher Nesibe’nin aşk acısı ve hastalığı nedeniyle yaptırılmıştır.
Günümüzde Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Yanartaş Kilisesi, Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesindeki Erdemli Vadisi’nde yer alan, Bizans dönemine (10-11. yüzyıl) ait tarihi bir kaya kilisesidir. Bölgenin karakteristik tüf kayalarına oyularak inşa edilen yapı; tek nefli planı, beşik tonozlu tavanı ve iç mekân duvarlarında Hz. İsa’nın hayatından sahneleri betimleyen renkli fresk kalıntılarıyla öne çıkar. Kapadokya bölgesi kaya mimarisi ve Hristiyanlık mirasının Kayseri’deki en dikkat çekici örneklerinden biridir.
Döner Kümbet (Şah Cihan Hatun Kümbeti), Kayseri’de Talas Caddesi üzerinde, Seyyid Burhaneddin Mezarlığı karşısında yer alır. Anadolu Selçuklu döneminin en güzel örneklerinden biri olan yapı, kitabesine göre Prenses Şah Cihan Hatun adına yaptırılmıştır; tarih belirtilmemekle birlikte üslup karşılaştırmalarına göre yaklaşık 1275-1276 yıllarına tarihlenir. Kare kaide üzerine on iki köşeli gövdesi bulunan kesme taş kümbet, dıştan konik külah, içten kubbe ile örtülüdür. Her yüzü geometrik, bitkisel ve figüratif (çift başlı kartal, aslan, hurma ağacı gibi) kabartmalarla süslenmiş; taç kapısına iki taraflı merdivenle çıkılır. Adını, çok köşeli formunun yarattığı dönme izleniminden veya efsaneden alır.
Emir Ali Türbesi (Pişrev Ali Türbesi), Kayseri’de Talas Caddesi ile Hisarcık yolunun kesiştiği noktada, Kartal Hava Şehitliği yanında yer alır. Kitabesine göre Hicri 751 (1350-1351) yılında, Eretna dönemi emirlerinden Ömer oğlu Ali (Pişrev Ali) adına yaptırılmıştır; Emir Ali Hicri 750 (1349) yılında vefat etmiştir. Kareye yakın dikdörtgen planlı, kesme taştan iki katlı yapı; alt katı mumyalık, üst katı tonoz örtülü mescit bölümüdür. Kuzeydeki girişe iki taraflı merdivenle çıkılır, kapı üzerinde kitabe bulunur. İçinde iki sanduka yer alır (biri Emir Ali’ye aittir). 1955’te Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Emir Erdoğmuş Türbesi (Tatarhaniler Türbesi), Kayseri Melikgazi’de Seyyid Burhaneddin Mezarlığı içinde, Seyyid Burhaneddin Türbesi’ne güneyden bitişik olarak yer alır. Kitabesine göre Hicri 749 (1348) yılında, Eretna dönemi emirlerinden Emir Erdoğmuş adına yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, kesme taştan sade bir yapı olup sivri beşik tonozla örtülüdür. Giriş kapısı üzerinde “Burası Emir Erdoğmuş’un şehitliğidir” yazılı kitabe bulunur. İçinde Emir Erdoğmuş’un kabriyle birlikte birkaç sanduka daha yer alır; bunlar arasında Horasan kökenli şahıslara ait mezarlar da olduğu belirtilir.
Emir Şahap Türbesi (Emir Şahab Türbesi), Kayseri Melikgazi ilçesi Yanıkoğlu Mahallesi’nde, cadde üzerinde bir park içinde yer alır. Kitabesine göre Hicri 728 Safer ayında (1327-1328) inşa edilmiştir. İlhanlı veziri Emir Çoban soyundan gelen Emir Şahap adına yaptırılmış; eşi Kutluğ Tekin Hatun (ö. 1332/1333) da buraya defnedilmiştir. Kesme taştan, dikdörtgen planlı ve iki katlı sade bir yapıdır; üst örtüsü beşik tonozludur. Girişinde mukarnaslı portal bulunur. İçinde Emir Şahap, eşi ve kimliği kesin bilinmeyen bir kişiye ait üç mermer sanduka yer alır.
Esma Hatun Türbesi (Esma Hanım Türbesi), Kayseri’nin Talas ilçesinde Cemil Baba Mezarlığı içinde yer alır. Ali Saib Paşa’nın annesi Esma Hanım adına, oğlu Serasker Ali Saib Paşa tarafından 1890 yılında (Hicri 1307) yaptırılmıştır; Esma Hanım 1866’da vefat etmiştir. 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinde Batı üslubu etkileri taşıyan, tamamen kesme taştan inşa edilmiş sekizgen planlı yapı, üzeri alemli bir kubbe ile örtülüdür. Cepheleri mermer kornişler ve yuvarlak kemerlerle bölünmüş, altta dikdörtgen, üstte yuvarlak pencereler açılmıştır. Doğu cephesinde talik hatlı kitabe bulunur.
Gülük Medresesi (Kölük Camii ve Medresesi), Kayseri’de Melikgazi ilçesi Gülük Mahallesi’nde yer alır.
Danişmendliler döneminde (12. yüzyılın ilk yarısı) inşa edilmiş; cami, iki katlı medrese ve (artık harap durumda olan) hamamdan oluşan bir külliyedir. 1210-1211’de Atsız Elti Hatun tarafından onarılmış, 1335’te deprem sonrası Şemseddin Gülük tarafından yeniden tamir edilmiştir.
Kesme taştan, sade planlı bir yapıdır. En dikkat çeken unsuru caminin Selçuklu çini mihrabıdır. Günümüzde hâlâ kullanılır durumdadır.
Güpgüpoğlu Konağı, Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde yer alan, temelleri 15. yüzyıla dayanan ve 18. yüzyılda genişletilen şehrin en eski ve en iyi korunmuş geleneksel sivil mimarlık örneklerinden biridir. Haremlik ve selamlık olmak üzere iki ana bölümden oluşan yapı; kesme taş işçiliği, ahşap tavan süslemeleri ve özgün mimarisiyle öne çıkar. Günümüzde Etnografya Müzesi olarak hizmet veren konak, geleneksel Kayseri ev yaşamını ve kültürünü günümüze taşıyan önemli bir simgedir.
Kapalıçarşı içindeki bu bölüm, 1844 yılında halk tarafından inşa ettirilmiştir. Dr. Halit Erkiletlioğlu’nun Osmanlılar Zamanında Kayseri adlı eserine göre, 302 dükkândan oluşan çarşı Güpgüpzâde Hacı Efendi tarafından yaptırılmıştır.
Hacı Kılıç Medresesi (ve Camii), 1249 yılında Selçuklu devlet adamı Ebülkasım bin Ali el-Tûsî tarafından Kayseri’de inşa ettirilmiş 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Cami ile medresenin bitişik tek bir kütle halinde planlandığı özgün mimarisiyle dikkat çeken yapı; açık avlulu, iki eyvanlı düzeni ve Selçuklu taş oymacılığının zarif detaylarını taşıyan anıtsal taç kapısıyla öne çıkar.
Han Cami Kümbeti (Emir Cemaleddin Tanrıvermiş Kümbeti), Kayseri Melikgazi ilçesinde Han Camii’nin güneyinde yer alır. Kitabesine göre Hicri 584 (1188-1189) yılında büyük kumandan Cemaleddin Tanrıvermiş bin Davud adına yaptırılmıştır. Kare kaide üzerine oturan sekizgen planlı, iki katlı kesme taş yapıdır; alt katı mumyalık (cenazelik), üst katı ziyaret mekânıdır. İçten sivri kubbe, dıştan piramidal külahla örtülüdür. İçinde iki lahit bulunur ve külah altında kümbeti dolaşan bir kitabe kuşağı yer alır.
Kayseri Hatuniye Medresesi, 1432 yılında Dulkadiroğulları Beyi Nasıreddin Mehmed tarafından eşi Hatice Hatun adına Melikgazi’de inşa ettirilmiş 15. yüzyıl eseridir. Cami-i Kebir’in hemen yanında yer alan yapı; açık avlulu, tek katlı ve iki eyvanlı geleneksel planı, mukarnaslı anıtsal taç kapısı ve iki renkli kesme taş işçiliğiyle Selçuklu mimari geleneğini Beylikler dönemine taşıyan en zarif eğitim yapılarından biridir.
Haydar Bey Köşkü, Kayseri’de 13. yüzyılda Anadolu Selçuklu döneminde inşa edilmiş, günümüze ulaşabilmiş son derece nadir Selçuklu sivil mimarlık (köşk/saray) örneklerinden biridir. Kentin Kocasinan ilçesinde yer alan yapı; yöresel kesme taş işçiliği, sağlam tonozlu örtü sistemi ve iki katlı plan şemasıyla öne çıkar. Anadolu’da konut mimarisinin tarihsel gelişimini göstermesi bakımından büyük öneme sahip olan bu eser, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından kentin tarihi mirasının önemli parçalarından biri olarak korunmaktadır.
Hunat Hatun Türbesi (Huand Hatun Kümbeti), Kayseri merkezinde Hunat Hatun Külliyesi içinde, medresenin güneydoğusunda yer alır. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın eşi ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Huand (Hunat) Hatun tarafından, külliyenin bir parçası olarak 1237-1238 yıllarında yaptırılmıştır. Sekizgen planlı, çift katlı kesme taş yapı; alt katı cenazelik, üst katı mihraplı ziyaret mekânıdır ve dıştan piramidal külahla örtülüdür. İçinde üç sanduka bulunur: en büyüğü Hunat Hatun’a, diğeri torunu Selçuki Hatun’a aittir, üçüncüsü ise hanedandan bir hanıma ait olduğu düşünülür. Dış cephesinde mukarnaslı saçak, süs sütunçeler ve Âyetel-Kürsî yazılı bir kuşak dikkat çeker.
Kayseri İç Kale Fatih Camii (Kale Camii), Fatih Sultan Mehmed’in talimatıyla 1467 yılında Kayseri İç Kalesi içerisine inşa ettirilmiş 15. yüzyıl Osmanlı eseridir. Kentteki ilk Osmanlı dönemi yapılarından biri olan cami; sade dikdörtgen planı, ahşap direkti ve tavanlı mimarisi ile kalenin tarihi sur dokusuyla bütünleşen mütevazı yapısıyla öne çıkar. Günümüzde hâlen ibadete açık olan eser, İç Kale’nin simge tarihi yapılarından biridir.
Kadınlar Çarşısı, şehir merkezinde Kazancılar Çarşısı’nın güneyinde yer alıyordu. Birinci Dünya Savaşı ve ardından Kurtuluş Savaşı yıllarında erkeklerin askere alınmasıyla ticaret büyük ölçüde Ermeni azınlığın eline geçmişti. Ekmek karneyle dağıtılıyor, bir batman unun fiyatı dört liraya kadar yükseliyordu.
Bu zor koşullarda yerli kadınlar, geçimlerini sağlamak amacıyla topluca alışveriş yaptıkları bir semt oluşturdular. Bu yüzden çarşıya “Kadınlar Çarşısı” adı verildi.
Kurtuluş Savaşı döneminde Kayseri kadınları, kızlarının çeyiz sandıklarındaki eşyaları satarak elde ettikleri parayla cephane almış ve cephedeki askerlere göndermişlerdir. Günümüzde bu çarşı ortadan kalkmıştır.
Kalem Kırdı Camii, Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde 14. yüzyılda (Eretna Beyliği dönemi) inşa edilmiş tarihi bir ibadethanedir. Kent merkezinde yer alan yapı; kesme taş malzemeyle yapılmış sade mimarisi, mütevazı ölçeği ve döneminin mahalle camisi dokusunu yansıtan ahşap destekli iç mekânıyla Kayseri’nin Selçuklu sonrası Beylikler dönemi mimari mirasının dikkat çeken örneklerindendir.
Kayseri Kapalı Çarşısı, Türkiye’nin en eski çarşılarından biridir. İç Kale surları içinde yer alır ve şehrin Osmanlı yönetimine girdiği 15. yüzyıl ortalarından itibaren gelişmeye başlamıştır.
Kayserililerin “İçerişar” veya “İçşehir” dedikleri bölgede, 12. yüzyıldan kalan Danişmendli Ulu Camii, sonradan temelleri ortaya çıkan Selçuklu Pervane Bey Medresesi ve eski Meydan Kapısı (bugünkü Bürüngüz Camii civarı) arasında uzanır. Çarşı kompleksinin ilk yapısı Bedesten’dir. Osmanlı Sultanı II. Bayezid döneminde Kayseri valisi olan Mustafa Bey’in Bedesten ve çevresindeki dükkânları inşa ettirmesiyle asıl oluşum süreci başlamıştır.
Çarşı, İç Kale’nin güneybatı ve batı tarafında, birbirine paralel ve dik açılarla kesişen beşik tonozlu sokaklardan oluşur; ızgara planlıdır. Zamanla ek sokaklar eklenmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1548) Kayseri kadısı olan Kadı Burhaneddin’in yaptırdığı dükkânlarla Uzun Çarşı, Neccarlar, Kazzazlar, Keçeciler ve Kuyumcular çarşıları ortaya çıkmıştır. O dönemde dükkân araları açık yol şeklindeydi ve kışın karlıklar bulunuyordu.
Çarşı, yangınlar nedeniyle birçok kez onarım ve ekleme görmüştür. 1849 ve 1870 yangınlarında Kadı Mahmud Vakfı dükkânları yanmış, yerlerine yenileri yapılmıştır. 1870 yangınından sonra Maraşlı Osman Paşa’nın girişimleriyle Belediye tarafından 1804 dükkânlı ve kapalı olarak yeniden inşa edilerek bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Tonozları 1935’te dönemin valisi tarafından büyük ölçüde yıktırılmış, 1987-1991 yılları arasında yeniden yapılmıştır.
Karatay Kervansarayı, Kayseri’nin Bünyan ilçesine bağlı Elbaşı bucağındaki Karadayı köyünde, Kayseri–Malatya yolu üzerinde ve şehre yaklaşık 45 km uzaklıktadır. 1240 yılında (Hicri 638) ünlü Selçuklu veziri Celaleddin Karatay tarafından yaptırılan bu anıtsal yapı, yakınındaki Sultan Hanı ile büyük benzerlik gösterir.
İki ana bölümden oluşur:
Taç kapısı geometrik ve bitkisel motifler, insan ile hayvan figürleriyle süslüdür. Masif taş duvarları ve payandalarıyla kale görünümündedir. İç ve dış kapılarında Gıyaseddin Keyhüsrev ve I. Alaeddin Keykubad’a ait kitabeler bulunur.
1243 Kösedağ Savaşı sonrası Moğol istilası döneminde, 1277’de Memluk Sultanı Baybars’la birlikte Kayseri’ye gelen İbni Abdü’z-zair de günlüğünde bu kervansaraydan söz eder.
MÖ 3. yüzyıla dayanan köklü geçmişiyle Roma, Bizans, Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde aktif olarak kullanılmış kentin en simge tarihi yapısıdır. Dış Kale ve İç Kale olmak üzere iki ana bölümden oluşan yapı; heybetli kesme taş surları, 18 kulesi ve Selçuklu döneminde eklenen anıtsal kapılarıyla dikkat çeker. Günümüzde restore edilerek kültür ve sanat merkezine dönüştürülen İç Kale; bünyesinde barındırdığı Arkeoloji Müzesi, açık hava etkinlik alanları ve el sanatları dükkânlarıyla Kayseri kent yaşamının merkezinde yer almaktadır.
Kayseri Cumhuriyet Meydanı’ndaki parkın kalbinde yükselen Hacı Ahmet Paşa Camii (Kurşunlu Camii), büyük ustanın memleketine miras bıraktığı en müstesna yapılardan biridir. Mimar Sinan’ın meslek hayatının son dönemlerine tarihlendirilen ve 1586 yılında tamamlanan eser, Klasik Osmanlı mimarlık anlayışının seçkin bir örneğidir.
Tek kubbeli ana yapısı, tek minaresi ve çift revaklı son cemaat yeriyle dikkat çeken caminin taç kapısı, mihrabı, minberi ve vaaz kürsüsü mermer işçiliğiyle öne çıkar. Yapıyı taşıyan tarihi sütunlar, yüzyıllara meydan okuyan sağlamlığını günümüzde de korumaktadır. Halk arasında “Kurşunlu Camii” olarak anılması ise kubbelerinin yekpare kurşun kaplamayla örtülü olmasından kaynaklanır.
Şah Kutluğ Hatun Türbesi (Kutluğ Hatun Türbesi), Kayseri Melikgazi’de Hunat Hatun Külliyesi yakınında yer alır. Eretna döneminde Hicri 750 (1349-1350) yılında, “Hacı Beyi” diye bilinen Şah Kutluğ Hatun tarafından kendi, oğlu Haydar Bey ve torunu Emir Bahşayiş adına yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, kesme taştan inşa edilmiş yapıda mumyalık yoktur; güney bölümü kubbeli ve piramidal külahlı, kuzey bölümü ise sivri tonozludur. Taç kapısı ve cepheleri zengin taş süslemelerle dikkat çeker. İçinde üç sanduka bulunur.
Lale Camii (Lal Paşa, Lala Muslihiddin Camii) ve Külliyesi Melikgazi İlçesi Tacettin Veli Mahallesi’ndedir. Lala Paşa Camisi’nin yanındaki kümbetten daha sonra yapıldığı düşünülmektedir. Mimari özellikleriyle 12. yüzyılın son çeyreğine ya da 13. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenebilmektedir. Dikdörtgen planlı caminin minaresi sonradan eklenmiştir. Kayıtlarda, caminin 1903 tarihinde Evkaf İdaresi tarafından onarıldığı, bitişiğinde bir sıbyan mektebi ile çeşme olduğundan bahsedilmektedir. Bu yapılardan sadece çeşme günümüze gelebilmiştir. Tarih kitabesi olmayan minberdeki yazılar Kuran’ı Kerim’den alınmış ayetleri ihtiva etmektedir. Yazım şekli ve yan satıhlardaki geçmelerle Hunat Camisi’nin minberi arasında benzerlik kurulmakta ve minberin 13. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir.
Camiye giriş, batı ve kuzey cephelerde bulunan iki kapı açıklığı ile sağlanmaktadır. Kümbete geçiş ise, doğu cephesinde yer alan bir kapı ile gerçekleşmektedir.
Silahtarmustafapaşa (Kara Mustafa Paşa) Kervansarayı, İncesu ilçesinde yer alır. 1660 yılında Osmanlı veziri Merzifonlu Silahtar Mustafa Paşa tarafından bir külliye olarak inşa ettirilmiştir.
Yapımından sekiz yıl sonra düzenlenen vakfiyeye göre külliyede bir zamanlar beş çeşme, tabakhane, bezirhane, ambar, boyahane ve mahkeme binası da bulunuyordu. 1860-61’de cami ile avlu duvarı onarılmış, dükkânların üzerine ikinci kat eklenmiştir; bu müdahaleler kitabelerde belirtilir. Daha sonraki yıllarda cami (1953-54), hamam (1956), kervansarayın kışlık bölümü (1959-65) ve revaklı avlusu (1972-75) restore edilmiştir.
Bugün külliye içinde çarşı, medrese, hamam, cami ve otuz dükkânlık alışveriş alanı yer almaktadır.
Pamuk Hanı (Kapan Hanı), tarihi kaynaklarda “Pembe” veya “Penbe Han” adıyla geçer. Kitabesi bulunmayan yapının 14. yüzyıl sonları ile 15. yüzyıl başlarında inşa edildiği kabul edilir.
Ortasında revaklı bir avlusu olan iki katlı handır. Girişi doğu cepheden sağlanır. Özellikle zemin katındaki mekânlarda kapsamlı tadilatlar yapılmış, revak aralıkları örülerek kapalı odalara dönüştürülmüştür. Farklı dönemlerde çeşitli eklemeler de eklenmiştir. Güneydeki orijinal mekânlar yıkılmış, yerlerine iki katlı yeni bölümler inşa edilmiştir.
Kayseri ve çevresinde Roma Dönemi’nden günümüze ulaşan kaya mezarları ve anıt mezarlar, bölgenin antik çağlardaki yerleşim dokusunu ve defin kültürünü gözler önüne sermektedir. Kesme taş mimarisi ve estetik detaylarıyla dikkat çeken bu yapılar, Kayseri’nin binlerce yıllık köklü tarihine ışık tutan önemli kültür varlıklarımız arasındadır.
Sahabiye Medresesi, 1267 yılında Anadolu Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından Kayseri kent merkezinde inşa ettirilmiş 13. yüzyıl eseridir. Açık avlulu, tek katlı ve iki eyvanlı plan şemasına sahip olan yapı, Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri sayılan geometrik motifli anıtsal taç kapısıyla öne çıkar. Günümüzde restore edilerek sahaflar ve kitapçılar çarşısı olarak kullanılan medrese, Kayseri’deki Selçuklu mimari mirasının en bilinen simgelerinden biridir.
Şeyh Camii (Şıh Camii), Kayseri kent merkezinde Melikgazi ilçesinde yer alan, 14. yüzyıl sonları ile 15. yüzyıl başlarına (Eretna / Beylikler dönemi) tarihlenen tarihi bir ibadethanedir. Yanındaki zaviye dokusuyla bir dönem tasavvuf merkezi olarak da hizmet veren yapı; kesme taş malzemesi, ahşap tavanlı ve sade iç mekânı ile dönemin mahalle camisi mimarisini yansıtan mütevazı Kayseri eserlerinden biridir.
Seyyid Burhaneddin Türbesi, Kayseri Melikgazi’de Talas Caddesi üzerindeki Seyyid Burhaneddin Mezarlığı içinde yer alır. Mevlana Celaleddin Rumi’nin hocası Seyyid Burhâneddin Hüseyin Muhakkık-ı Tirmizî (doğumu Tirmiz, ö. 1241/1244) adına yaptırılmıştır. Mezarı uzun yıllar sade kalmış; günümüzdeki türbe 1892’de (tamamlanması 1894) Ankara Valisi Abidin Paşa’nın desteğiyle Kayseri Mutasarrıfı Mehmet Nazım Paşa tarafından inşa edilmiştir. Kare planlı, kesme taştan, kubbeli yapı 19. yüzyıl olmasına rağmen Selçuklu üslubundadır. İçinde Seyyid Burhaneddin’in sandukası ile Seyyid Zeynelabidin’in mezarı bulunur; güneyinde Emir Erdoğmuş Türbesi bitişiktir.
Sultan Hanı Kervansarayı, Kayseri-Sivas yolunun 46. kilometresinde, Bünyan ilçesine bağlı Sultan Hanı Mahallesi’nde yer alır. Mahalle adını da bu görkemli yapıdan almıştır.
Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat döneminde, 1232-1236 yılları arasında inşa edilen kervansaray, Anadolu Selçuklu mimarisinin en başarılı örneklerinden biridir. Beden duvarlarında son derece düzgün kesme taşlar kullanılmıştır; derzleri o kadar muntazamdır ki halk arasında “akçe geçmez” diye tarif edilir.
Avlu taç kapısındaki kemerde bej ve kahverengi taşların dönüşümlü dizilişi dikkat çeker. Taç kapılarda, iki köşe kulesinde ve Köşk Mescit’te kabartma ile oyma teknikleriyle yapılmış zengin süslemeler görülür.
Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi, Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde (Caferbey Mahallesi) yer alan, kökleri 12. yüzyıla dayanan ve günümüzdeki yapısı 19. yüzyılda (1856) yeniden inşa edilen tarihi bir Ermeni ibadethanesidir. Bölgeye özgü kesme taş mimarisi, üç nefli bazilikal planı ve zengin iç mekân süslemeleriyle öne çıkan eser, İstanbul ve Hatay dışındaki tek aktif Anadolu Ermeni kilisesi olma özelliğini taşır. Günümüzde restore edilmiş durumda olan yapı, hem kentin çok kültürlü tarihi mirasını yaşatmakta hem de dönemsel ayin ve ziyaretlere ev sahipliği yapmaktadır.
Suya Kanmış Hatun Türbesi (Suyurgatmış Hatun Türbesi), Kayseri Melikgazi ilçesi Yanıkoğlu Mahallesi’nde yer alır. Kitabesi bulunmadığı için kesin inşa tarihi bilinmez; genellikle 14. yüzyıl sonu (Eretna dönemi) veya 16. yüzyıl başlarına tarihlendirilir. “Suya Kanmış” adı, “suyurgatmış” (bağışlanmış) kelimesinden türemiş olup, halk arasında Osmanlı ordusuna bitmeyen su ikram ettiği efsanesiyle anılır. Suya Kanmış Hatun Binti Abdurrahman adına 1511’de bir vakıf kurulmuştur. Kesme taştan altıgen baldaken tarzında (altı ayaklı, açık) inşa edilmiş; üst örtüsü (kubbe/külah) zamanla yıkılmış, Melikgazi Belediyesi tarafından restore edilerek yenilenmiştir.
Kapalı Çarşı Kompleksi içindeki en eski çarşılardan biridir. Gön Han ve Bedesten’le birlikte günümüz Kapalı Çarşısı’nın çekirdeğini oluşturur. Çarşıyı meydana getiren ticaret yapıları, 14. yüzyıl sonundan 20. yüzyıla kadar uzanan uzun bir süreçte birbirine eklenerek gelişmiştir.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Hanı, Kapalı Çarşı’nın güneybatı tarafında yer alır. Lâle Devri’nin ünlü sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından 1724 yılında (bazı kaynaklarda 1727 olarak geçer) yaptırılmıştır. Kitabesi günümüze ulaşmamıştır.
İki katlı olan hanın dış ve iç olmak üzere iki avlusu bulunur. Odalar taş kemerlerle örtülmüştür. İç avluda eskiden büyük bir havuz ve fıskiye yer alırdı; bunlar günümüzde mevcut değildir.
Başlangıçtan beri kumaşçı, çuhacı, yüncü, derici, halıcı ve kuyumcu gibi çeşitli esnaf gruplarına ev sahipliği yapmıştır. Bugün bu işyerlerinin bir kısmı aynı şekilde faaliyetini sürdürürken, bazıları iş alanlarını değiştirmiştir.
Yanıkoğlu Camii, Kayseri kent merkezinde (Melikgazi) 18. yüzyılın sonlarında (1796) Yanıkoğlu Hacı Mustafa Ağa tarafından yaptırılmış Osmanlı dönemi eseridir. Kayseri’ye özgü kesme taş mimarisiyle inşa edilen yapı; ahşap tavanlı sadeliği, mütevazı mahalle camisi ölçeği ve geleneksel kent dokusuyla bütünleşen mimarisiyle öne çıkar. Günümüzde hâlen ibadete açık olan cami, şehrin yakın dönem Osmanlı mimari mirasını yansıtan yaşayan örneklerden biridir.
Zeynel Abidin Türbesi, Kayseri Melikgazi ilçesinde Cumhuriyet Meydanı’nın doğusunda (Sivas Bulvarı / Hunat Mahallesi) yer alır. Rufai tarikatının ileri gelenlerinden olup halk arasında “İmam Sultan” olarak anılan Zeynel Abidin (ö. 1414 civarı) adına, II. Abdülhamid döneminde 1886 yılında (Hicri 1303) inşa edilmiştir. Kare planlı, kesme taştan ve kubbeli bir yapıdır; dört cephesinde pencereler bulunur. Giriş kapısı üzerinde inşa kitabesi ve II. Abdülhamid’in tuğrası yer alır. Ortada Zeynel Abidin’in sandukası bulunmaktadır.